7 Mart 2017 Salı

AMERİKA REFERANDUMDAN MUTLAKA EVET ÇIKMASINI İSTİYOR. TÜRKİYE.NET & GAZETECİ - YAZAR: İbrahim ÇAKIROĞLU

AMERİKA REFERANDUMDAN "EVET" ÇIKMASINI İSTİYOR!...
TÜRKİYE.NET & YAZAR
İbrahim ÇAKIROĞLU
Çünkü…
Bir yap-boz’un parçalarını teker teker yerlerine koymadan önce tablonun ne olduğunu bilmek lazım ki ne nereye konacak, belli olsun. Küçücük ve dalgalı kesilmiş parçalara odaklanılırsa, mavi deniz de olabilir gök de; kırmızı kan da olabilir bayrak da. Burada büyük tablo ise Amerika’nın orta vadeli hedefi.
O zaman işe Amerika’nın Irak savaşını niçin başlattığı ile başlayalım ve ilk önce yanlış bir inancı çöpe atalım. Genelde bu soru sorulduğunda hazır ve kolay cevap “tabii ki petrol için”.
Hiç de değil.
Irak savaşi başladığında Irak’in petrol ihracatı yıllık 30 milyar dolar civarındaydı. Olacak şey değil ya, Amerika’nın bu petrolü sıfır maliyetle çıkartıp Irak’a beş kuruş bırakmadan kendine aldığını, petrol fiyatlarının ikiye katlandığını varsayalım. Elde edilecek gelir yılda maksimum 50-60 milyar dolar.
Irak savaşı nedeni ile orduya verilen maaşlar ve Amerika içinde yapılan harcamalar göz önüne alınmadan Amerika’nın şimdiye kadar Amerika dışında yaptığı harcamalar ise 3.000 milyar dolar civarında. Yalnızca bu parayı amorti etmek için 50 yıl boyunca Irak petrolünün üzerine oturması lazım.
İleride Katar gazının geçiş yolu olması? Harita öyle demiyor ama Suriye’yi de göze alıp bunu da inceleyelim. Katar’ın gazı niye Amerika’nın derdi olsun? Bu, bizim Moritanya ile Fas arasındaki gaz sorunu için oralara asker yollamamız kadar anlamsız. Amerika artık enerjide bağımsız, petrol veya gaz ithal etmeyen, kendine yeterli kaynakları olan bir ülke.
Amerika’nın Irak savaşını başlatmasının ana nedeni İsrail’in güvenliği. Hatırlayalım, o tarihe kadar İsrail birçok kez arap ülkelerinin ortak saldırısına uğramış bir ülke. Bu saldırıların sonuç vermemiş olması bir şey değiştirmiyor, çünkü on kez kazansa da ilk kaybettiğinde geleceği meçhul.
O tarihte İsrail için en büyük tehlike oluşturan ülkeler hangileri? Suriye, Irak ve Mısır yakın komşular olarak ve uzaktan verdiği destek nedeniyle Libya.
İsrail’i güvenceye almanın çaresi ne? Bu ülkeleri yıkmak, düzenlerini değiştirmek. Şimdiye kadar yapılanlara bir göz atalım : Kaddafi öldürüldü, Libya tehlike olmaktan çıktı. Saddam öldü, Irak’ın hali belli. Suriye alt üst edildi, durumu daha iyi değil. Birkaç yıl sonra Fırat’ın doğusu Amerika’nın, batısı ise Rusya’nın kontrolünde olacak.
Şöyle bir geriye dönüp bakalım. Irak savaşı başlatıldığından beri olan süreç, İsrail’in askeri olarak en rahat olduğu süreç değil mi? Demek ki Amerika bu planında başarılı oldu sayılır.
İşte Türkiye burada devreye giriyor. Çünkü bugüne kadar alınmış sonuçlar İsrail’in geleceği için yeterli değil. Burada coğrafya değişmezse 10-15 yıl sonra arap ülkelerinin tekrar İsrail’e yüklenmemelerinin garantisi yok. Bunun tek çaresi, bu ülkeleri bölmek ve İsrail ile bir sorunu olmayan, arkasını Amerika ve Avrupa’ya dayamış bir Kürdistan kurabilmek. Büyük Kürdistan’ın kurulması yalnızca Irak ve Suriye’nin olanaklarını minimuma indirmek anlamında değil, daha sonra da uzun yıllar enerjilerini Kürdistan sorununa harcamak anlamında. İsrail için onlarca yıl askeri tehlikenin uzaklaşması anlamında.
Büyük Kürdistan ise yalnızca Irak ve Suriye’yi bölmekle olamıyor, Türkiye de mecburen bu soruna dahil. Amerika ilk baştan bu sorunu AK Parti’yi iktidara taşıyarak çözümleyebileceğini düşünüyordu, ama olmadı. Irak savaşi öncesi, Erdoğan’ın onayı ile Meclis’e sunulan ve Amerikan ordusunun Irak’a Türkiye’den geçerek girmesini amaçlayan tezkere reddedildi. Bu olay Amerika için iyi yağlanmış olduğuna inandığı çarklarda ilk kum tanesi olarak algılandı. Tekrarının önüne mutlaka geçilmeliydi.
Tezkerenin geçmemesi, Erdoğan’ın parti içindeki ağırlığının diğer kurucu üyeler tarafından dengelenmesi ve Silahlı Kuvvetlerin Irak savaşına müdahil olmaya karşı çıkmasına bağlandı. Bu analiz doğruydu.
Amerika ilk kum tanesinde yol değiştirecek bir ülke değil. Daha tezkereye izin vermeyen bu doku Türkiye içinde Kürdistan eyaletine hiç izin vermezdi. O zaman yapılması gereken neydi? Erdoğan’ı tek adam haline getirmek ve orduyu çökertmek.
Hazırlık safhası 7-8 yıl aldı, sonra uygulamaya konuldu. Bugünkü konuma bir bakalım. Ak Parti kurucularından hangilerinin hâlâ sözü geçiyor? Kurucu 74 üyeden hangilerinin adını hatırlıyorsunuz? Arınç, Davutoğlu ve Gül itibarsızlaştırıldı. Babacan uzaklaştırıldı. Yıldırım, Kuzu, Çavuşoğlu veya Ramazanoğlu hâlâ bakan ama “sahibinin sesi” şekliyle. Türkiye’de parlementer sistem var, en güçlü kişi güya başbakan ama herkes biliyor ki AK Parti’de tek adam Erdoğan.
İkinci ayak ordu idi. Gülen maşa olarak kullanıldı; casusluk davaları, Ergenekon, Balyoz dosyaları ile çökertme operasyonu başlatıldı, vatansever subaylar uzaklaştırıldı. Ama ordu zayıflamış olsa da bu yeterli değildi, ordunun halk gözünde de itibarsızlaştırılması, prestijinin, verdiği güvenin elinden alınması gerekiyordu.
15 Temmuz tezgahlandı, başarısız olması hedeflenerek darbe girişimi tetiklendi. Sonuç, ordudan ve bürokrasiden tutuklanan, uzaklaştırılan, işinden edilen on binlerce kişi… Bugün anayasada böyle bir düzenleme olmasa da Genelkurmay Erdoğan’ın emir subayı haline geldi; yurt dışında caydırıcılığını, yurt içinde verdiği güveni kaybetti.
Kala kala işin son ayağı kaldı. Mutlak yetkilerin Erdoğan’a verilmesi ve halkın bastırılmış, korkutulmuş olması, normal bir ortamda herkesi isyan ettirecek kararlarda bile tepki veremeyecek konuma getirilmesi.
Bundan sonraki hedef Türkiye’nin eyalet sistemine geçmesi, bugünkü Güney-Doğu’muzun adı konulmasa da Kürdistan eyaleti haline getirilmesi. Bunu yapabilecek tek kişi ise Erdoğan. Bugünkü durumda birçok milletvekilinin “bu kadar da olmaz, memleketime döndüğümde sokağa çıkamam, sülaleme vatan hainligi lekesi bulaşır” korkusu ile böyle bir teklifi onaylamama riski var. Halbuki yeni anayasa değişikliği ile Meclis’i de fonksiyonsuz hale getirilmiş bir Türkiye’de Amerika bu kararı Erdoğan’a aldıracak. Amerika Erdoğan’ın o kadar çok açığını yakalamış ki ya yapacak, ya gidecek.
Barzani’nin bayrağının göndere çekilmesi, “Fırat’ın doğusunda bir Kürt devletini tolere edebiliriz” beyanları hep milleti yavaş yavaş bu karara hazırlamak, alıştırmak, bu fikri sıradanlaştırmak için.
Yap-boz’un parçaları yerlerine oturdu mu, tabloyu daha net görebiliyor musunuz? Hiç yoktan ortaya çıkartılan bu referandumun ana nedenini anladınız mı? Ve daha da önemlisi, Türkiye için mi oy vereceksiniz, yoksa Amerika ve İsrail için mi?
http://turkiye.net/yazarlar/ibrahim-cakiroglu/abdden-olumcul-yes/

2 Şubat 2017 Perşembe

GÜMRÜK, BİR KİŞİNİN DAHA [Gümrük Müşaviri İsmail SAPAN; Üzüntü, Sıkıntı ve Kahrından Kalp Krizi Geçirerek] ÖLÜMÜNE SEBEP OLDU

GÜMRÜK "BİR KİŞİNİN DAHA" (İSMAİL SAPAN'IN) ÖLÜMÜNE SEBEP OLDU!..
65 YAŞINI DOLDURAMADAN KAHRINDAN KALP KRİZİ GEÇİREREK VEFAT EDEN İSMAİL SAPAN’A ALLAHTAN RAHMET, YAKINLARINA SABIR DİLERİZ.
Gümrük teşkilatında yıllardır çalışarak emekli olan ve sonra da Gümrük Müşavirlik Belgesi alarak, emekli maaşına katkısı olsun diye ticari hayata atılan İsmail Sapan, birçok meslektaşının uğradığı akıbete o da uğramıştır.
Gümrük Müfettişlerinin acımasız raporları, teşkilatının meslektaşlarına sahip çıkamaması, teşkilattaki birçok çalışanın karşılık beklemesi İsmail Sapan’ı mağdur etmiş ve üzüntüsünün bedeli olarak kalp krizi geçirmesine sebebiyet vermiştir.
Gümrük Kanununun Müşavirlere uyguladığı Disiplin Cezası nedeniyle meslekten men edilen İsmail Sapan, yıllarca hukuk savaşı vermiş, neticede suçsuz olduğu kanıtlanmış, ancak aradan 13 sene geçmesine rağmen, yeniden mesleğe dönememiş, suçsuz olduğu kanıtlanmasına rağmen, Müşavirlik belgesi iade edilmemiş, yoksulluğa ve mahrumiyete devam etmesine göz yumulmuştur.
Karısı ile İstanbul’da Şirin Evler semtinde rutubetli ve havasız bir göz odada bütün umudu ile yaşam savaşı verirken, mesleğe dönebilmesinin mücadelesini yapmakta idi.
“Param yok, param olsa karnemi geri alabilirim, para yediremediğim için alamıyorum,” diyerek dertlenen İsmail Sapan’ın bütün amacı, yeniden çok sevdiği mesleğine dönerek, ekmek parası kazanmak, borçlarını ödemekti.
Başta Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı olmak üzere birçok dilekçe ile ilgili mercilere müracaat etmiş, hepsinden olumsuz cevaplar almıştı. “Ben namusumla çalıştım, rüşvet yemedim, malım mülküm yok, kaçakçılık yapmadım, mahkemelerden aklandım, neden karnemi vermiyorlar” diye üzülmekte ve kahrolmakta idi.
Son olarak İdare Mahkemesinde bir avukatın bütün masrafları karşılaması ile tazminat davası açmış, mağduriyetini dile getirerek yılların kaybını belki tazminat alarak kapatırım ümidi ile yaşamakta idi.
Çok sevdiği İstanbul’da yaşamak istiyordu. Ancak, iş bulamıyor, maddi sıkıntı içerisinde bocalıyordu. Netice de rutubetli ve havasız evinin kirasını dahi ödeyemediğinden, eşinin memleketi Niğde’ye gitmek zorunda kaldı.
Meslektaşlarını potansiyel suçlu olarak gören tek teşkilat herhalde Gümrük’tür. Gümrük Müfettişlerinin ve Gümrükte çalışan memurların bilinçsizliği mi, yoksa başka niyetlerinin olması mı, nedir, en basit şeylerden, mesela ihracatta kıymet farkından, alt faturadan, ihracatı yapılan Libya’daki bir firmanın dahi yerinde bulunamamasından, mahkemelere verilen Gümrük Müşavirlerinin olduğu söylenmektedir.  Bakanlığın suç olmadığına dair örneğin, alt faturaların Gümrük Müşavirlerini ve Gümrük memurlarını bağlamadığına dair yazı olmasına rağmen, müfettişlerin bunu suç sayarak Gümrük Müşavirlerini mahkemelere verdiği de söylenmektedir.
Gümrük maalesef bir meslektaşının daha ölümüne sebep olmuştur. Yıllardır, mağduriyet içerisinde yaşayan ve mesleğine sudan sebeplerle dönemeyen İsmail Sapan, üzüntü ve acıların artması nedeniyle, şeker hastası olmuş, damarları tıkanmış, ve neticede kalp krizi geçirerek vefat etmiştir.
Kimseye zararı olmayan, arkadaşları tarafından sevilen ve saygı duyulan İsmail Sapan’a Allahtan rağmen diler, tüm teşkilatında başı sağ olsun, dostlarına ve ailesine de sabırlar dileriz.

                                                                              T.C.     
                                                     GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI
                                                              SAYIN HAYATİ YAZICI

Sayın Bakanım, Ben Gümrük teşkilatından emekli olup, eski 1615 sayılı Gümrük Kanunundaki amir hükümlere göre de Gümrük Müşavirlik Belgesi almış bulunmaktayım.
Emekli olduktan sonra kurduğum Gümrük Müşavirlik Şirketinde çalışan elemanlar ile mükelleflerin bizleri kullanmaya çalışmaları neticesinde, beyannameyi benim imzalamam ve yasal sorumluluğun tarafımıza yüklenmesi neticesinde Bakanlık Merkez Disiplin Kurulu ve gene Bakanlık Yüksek Disiplin Kurullarınca 4458 sayılı Gümrük Kanununun Geçici 6/4. Maddesine göre Meslekten Çıkarma Cezası ile
Cezalandırıldım.
Tarafıma verilen bu ceza ile Gümrük Müşavirliği belgemin elimden alınması, şirketimin kapanması ve benim gelirimin ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi olarak her şeyimi kaybetmeme vesile olmuştur.
Ancak, Bakanlık Disiplin Kurulları, benim gerçekten tarafıma isnat edilen konularda suçlu olup olmadığımın somut delillerle ispatlandığını tespit etmeden bu cezaları tarafıma vermiş ve benim her şeyimi kaybetmeme sebep olmuştur.
Sayın Bakanım; Merkez Disiplin Kurulunun 11.09.2003 tarih ve 2003/73 sayılı kararı ile 1 yıl süre ile geçici olarak mesleki faaliyetten alıkonuldum.
Ancak,tarafıma disiplin cezası verilen bu suç adli makamlara intikal etmiş ve ben KüçükÇekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan dava sonucunda Mahkemenin 11.11.2004 tarih ve 2003/436 Esas sayılı kararıyla beraat etmiş bulunmaktayım.
Daha sonra Merkez Disiplin Kurulu tekrar 11.09.2003 tarih ve 2003/58 sayılı kararı ile 1 yıl süre ile geçici olarak mesleki faaliyetten men edilmem hususunda disiplin cezası vermiş ise de, bu karara konu olay nedeniyle Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2002/105 Esas sayılı dosyasıyla dava açılmış, yapılan yargılama sırasında bilirkişi raporu lehime sonuçlanmış benim suçsuzluğum belirtilmiştir.
Tarafıma en ağır Disiplin Cezası 23.01.2004 tarih ve 2004/4 sayılı Yüksek Disiplin Kurulunun meslekten sürekli olarak men kararı ile gelmiştir. Bu kararla artık Gümrük Müşavirlik yapabilmem ortadan kaldırılmış ve ben sanki silah kaçakçılığı veya eroin kaçakçılığı yapıp kaçakçılık kanununa göre yargılanıp hapis cezası almış gibi addedilerek, çok ağır bir şekilde cezalandırılarak yaşam hakkım elimden alınmıştır.
Halbuki, bu karara konu olay nedeniylede hakkımda Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2003/64 Esas, 2005/154 Karar sayılı dosyasıyla dava açılmış, yapılan yargılama sonucunda cezalandırılmam hususunda mahkemece “yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, anlaşılmakla, mesnet suçtan BERAATİNE” denilerek  BERAATİME KARAR VERİLMİŞTİR.

SAYIN BAKANIM: Bir kimseye isnat edilen suç ispatlanmadıkça kişi suçlu addedilemez olduğu sizlerce de bilinmektedir.
Ayrıca: Bununla beraber, ceza yargılaması sonunda suçun unsurlarının oluşmaması ya da suçun o kişi tarafından işlenmediğinin saptanması gerekçesi ile beraat kararı verilmiş ise, bu beraat kararının disiplin cezasına engel olacağı Danıştay içtihatlarında kabul edilmektedir.
SAYIN BAKANIM; tarafıma verilen ve beni maddi ve manevi mağdur eden disiplin cezalarında kusurumun bulunmadığı ilgili mahkemelerin verdiği kararlar ile ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Ben Disiplin Kurulunun beni suçladığı 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun Geçici 6/3 maddesinin 2.ci fıkrasında belirtilen, görevini bağımsızlık, tarafsızlık ve dürüstlükle yapmayan veya kusurlu olarak yapan ya da bu kanunda yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette bulunduğum hususundaki suçlamalarını emekli bir gümrük memuru ve gümrük müşaviri olarak kabul etmiyorum ve böyle bir husus da yoktur.

SAYIN BAKANIM EN ÖNEMLİ HUSUS İSE İDARE MAHKEMESİNİN BİR MESLEKTAŞIM HUSUSUNDA VERMİŞ OLDUĞU KARARDA ŞU İFADE YER ALMAKTADIR.
“DİĞER TARAFTAN, GÖREVİNİ BAĞIMSIZLIK, TARAFSIZLIK VE DÜRÜSTLÜKLE, YAPMADIĞI VEYA KUSURLU OLARAK YAPTIĞI YA DA BU KANUNDA YER ALAN MESLEĞİN GENEL PRENSİPLERİNE AYKIRI HAREKETTE BULUNDUĞU İLERİ SÜRÜLEN GÜMRÜK MÜŞAVİRLERİNİN, GEÇİCİ OLARAK MESLEKİ FAALİYETTEN ALIKOYMA CEZASI İLE CEZALANDIRILABİLMESİ İÇİN, CEZAYI GEREKTİRECEK BU “FİİLLERİN” İŞLENDİĞİNİN SABİT OLMASI, HİÇBİR TEREDDÜTE MAHAL BIRAKMAYACAK ŞEKİLDE HUKUKEN GEÇERLİ BİLGİ VE BELGELERLE SOMUT OLARAK ORTAYA KONULMASI GEREKMEKTEDİR” DENİLEREK, “ BU HUSUSTA HUKUKEN GEÇERLİ NİTELİKTE SOMUT BİR SAPTAMANIN OLMASI, GÜMRÜK MÜŞAVİRİNİN SADECE BEYANNAMEDE İMZASINDAN DOLAYI BU ŞEKİLDE SUÇ İSNAT EDİLEREK CEZALANDIRILAMAYACAĞI” AÇIKÇA BELİRTİLMİŞ VE
BU HUSUSTA KARAR VERİLMİŞTİR.

SAYIN BAKANIM; 
Biz Gümrük Müşavirleri bu şekilde tarafımıza verilen Disiplin Cezaları ile meslekten men edilerek, hiçbir surette ne şirket kurabiliyor, ne de bir şirkete ortak olabiliyor ve de mesleğimiz olan Gümrük Müşavirliğini icra edemeyerek, sanki çok büyük suç işlemişiz ve 4926 sayılı Kaçakçılık Kanununa muhalefetten hapis cezaları almış gibi cezalandırılarak maddi ve manevi olarak büyük mağduriyetler yaşıyor, yasal haklarımız ellerimizden alınıyor.
Biz Gümrük Müşavirlik Belgesini Gümrük Kanununun bizlere tanıdığı haklar nedeniyle Kanuna dayanarak alıyoruz. Bu Gümrük Müşavirlik belgemizin elimizden alınması ise 4458 sayılı Gümrük Kanununun geçici 6. Maddesine istinaden alınmaktadır. Bu husus da haksız yere bizleri mağdur etmektedir.
Sayın Bakanım; bugüne kadar kimsenin üzerinde durmadığı hukuki bir konuya değinmek istiyorum.
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun geçici 6. Maddesine göre 5 yılda üç kere disiplin cezası alanlar meslekten çıkarılmaktadır. Burada şu hususa dikkat edilmesini arz ediyorum. 5 yılda iki kere disiplin cezası alanlar 5. Yılın sonunda affedilmekte ve ikinci 5 yılda da 2 kere disiplin cezası almalarına hak verilmektedir. Bu da demektir ki, 5 yıl içinde 3 kere ceza alıp, bu beş yıl içinde meslekten men edilenlerinde 5.ci yılın sonunda eğer ki Mahkemelerce Kamu haklarından men edilme gibi bir cezaları yoksa, affedilmeleri ve karnelerinin 5.yılın sonunda iade edilmesi gerekmez mi?
Bana verilen Disiplin cezalarının üzerinden 10 yıla yakın bir zaman geçmiştir. En son verilen disiplin cezasının tarihi 2004 dür. Şimdi ise 2013 yılındayız. Üstelik bana isnat edilen suçlardan da Mahkemelerce herhangi bir ceza tarafıma verilmemiş olup, beraat etmiş bulunmaktayım.
Ayrıca;  Bakanlığın 14.02.2011 tarih ve 3882 sayılı dağıtımlı yazısında: 5607 sayılı kanunun 3.cü maddesinde yer alan kabahatlerden birisini işleyen Gümrük Müşavirleri hakkında 4458 sayılı Gümrük Kanununun söz konusu maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası verilmesinin mümkün olmadığı belirtilmektedir.
Yani 5607 sayılı kanun gereği Müşavirin Kaçakçılık suçundan mahkûmiyet kararı almış olması gerekmektedir.
       Ancak hakkımda açılan davaların tamamında kaçakçılıkla ilgili herhangi bir mahkûmiyet kararı verilmemesine rağmen, Yüksek Disiplin Kurulunca Gümrük Müşavirlik belgem iptal edilerek, mesleki faaliyetten men edilmiş bulunmaktayım. Mesleğimi icra edememem nedeniyle, yıllardır maddi ve manevi sıkıntılara düşmüş, olağanüstü mağduriyetler yaşamış bulunmaktayım. Halen de yaşamaktayım.

SAYIN BAKANIM; 
YUKARIDA ARZ ETTİĞİM SEBEPLERDEN DOLAYI MESLEKTEN MEN EDİLMEM HUSUSUNDA TARAFIMA VERİLEN YÜKSEK DİSİPLİN KURULUNUN 23.01.2004 TARİH VE 2004/4 SAYILI KARARININ BAKIRKÖY 1.AĞIR CEZA MAHKEMESİ’NİN 2003/64 ESAS, 2005/154 KARAR SAYILI DOSYASI İLE TARAFIMA İSNAD EDİLEN SUÇTAN DA BERAAT ETMEM NEDENİYLE SÖZKONUSU DİSİPLİN CEZAMIN KALDIRILARAK GÜMRÜK MÜŞAVİRLİK BELGEMİN TARAFIMA İADESİ HUSUSUNDA İTA AMİRİM OLARAK GEREĞİNE MÜSAADELERİNİZİ SAYGILARIMLA ARZ EDERİM.


ADRES:
Fatih Sultan Mehmet cad.
İlker Yasin İş merkezi No:46
Kat 4 Daire 8 Kavacık-Beykoz
İstanbul.                                                                        İSMAİL SAPAN
                                                                                                                                                M/34/1128                                                                                      
                                                                                           
                                                                   T.C.
                                           GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI
                                                 Gümrükler Genel Müdürlüğü’ne
                                        Üniversiteler Mah. Dumlupınar Blv. No.151
                                                        Çankaya/ANKARA     

İlgi: a- 82858591- 161.02.02(GGM-M341128)  sayılı 23.12.2015 tarihli yazınız.
       
       İlgi (a) da kayıtlı yazınız ile, konumun detaylı bir şekilde incelenmeden, geçmiş dilekçelerimden de bahsedilerek, son verdiğim 18.12.2015 tarihli dilekçeme istinaden, daha önceki dilekçelerime, (b,d,f) de kayıtlı yazılarınız ile cevap verildiği bildirilmektedir.
      Bilindiği üzere, Yüksek Disiplin Kurulu Başkanlığı, 2003/22 dosya ve 2004/4 Karar no.lu, 23.01.2004 tarihli kararı ile beni Meslekten Çıkarma Cezası ile cezalandırmıştır.
      Bana isnat edilen konular ile ilgili davalar açılmış, suçlamalar yapılmıştır. Ancak, gerek hakkımda açılan davalar ve gerekse suçlamalar, ilgili Mahkemelerce değerlendirilmiş ve bütün davalardan aklanmış, suçsuzluğum kanıtlanmış ve beraatım ile sonuçlanmıştır.
      Yani, bugüne kadar tarafıma uygulanan tüm Disiplin cezaları ile ilgili Mahkemelerden beraat etmiş ve suçsuz olduğum kanıtlanmıştır. Bunlarla ilgili Mahkeme kararları Makamınıza verilmiştir.
     Ayrıca, yürürlükteki kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun hükümlerine göre kaçakçılık suçundan mahkumiyet kararı kesinleşen meslek mensuplarına, meslekten çıkarma cezası verilir, denmektedir.
      Herhangi bir ceza almamama rağmen beni meslekten men etmek, ne yasalara ve ne de İnsan haklarına uygun olmayıp, beni ebedi mahkum durumuna düşürerek, ekmeğimin elimden alınması ve maddi sıkıntı içerisinde yaşamama mahkum edilmemin hakkaniyete uygun olmadığı kanaatindeyim.
        Ayrıca; Anayasamızın 38. Maddesi: Kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.  Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz. Demektedir.
        Sayın yetkililer Anayasamızın 38. Maddesinde belirtildiği gibi, suçum olmamasına rağmen 1615 sayılı Gümrük Kanununa göre tarafıma verilmiş olan Müşavirlik belgemin, İdari Disiplin cezası ile tamamen meslekten men edilerek, benim ve ailemin rızkının yok edilmesi İnsan haklarına ve Anayasamıza aykırı değil midir?
         Bilindiği üzere Mahkemelerce suçsuzluğum kanıtlanmış, ancak, Disiplin Kurulu, uyarı, kınama, ihtar gibi daha hafifletici ceza yerine en son ve en son ağır cezaya hükmetmiş, anayasanın bu maddesine aykırı olarak bir insanın ekmeği ile oynamış, açlığa ve yokluğa sevk eden meslekten men edilme cezası vermiştir.
       Bu hususlar insan haklarına ve anayasamıza aykırı bir davranıştır. Benim hiçbir suçum olmadığı mahkeme kararları ile sabit olup, ayrıca adli sicil kaydımda da belirtilmiştir.
      Sonuç olarak, yukarıda arz ettiğim hususlar dikkate alınarak, tarafıma uygulanan haksız Disiplin cezasının kaldırılarak, daha fazla mağduriyetime sebep verilmemesi için Müşavirlik Belgemin tarafıma iadesi hususunda gereğini müsaadelerinize saygılarımla arz ederim.

Adresim:
Sakarya caddesi Ertuğ iş merkezi
No. 17/ 45. Kat 4. Kızılay/Ankara                                                             İSMAİL SAPAN

T.C.
BAŞBAKANLIK
GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI
Gümrükler Genel Müdürlüğü
Sayı     : B.02.1.GÜM.0.06.00.18.549-2565
Konu   : İmalatçı Listeleri
03.04.2006 / 09243 yazıda ilgi tutulmuştur.

Konuyla ilgili (2009/30) Sayılı Genelge Yayımlanmıştır.

05.01.2006 / 00504
GÜMRÜK VE MUHAFAZA BAŞMÜDÜRLÜĞÜNE

İlgi      :27.09.2004 tarihli, 26892 sayılı yazımız.

İlgide kayıtlı talimatımızda özetle, ihraç eşyasına ait gümrük beyannamesi üzerinde yer alan imalatçı firma bilgisinin düzeltilmesi, değiştirilmesi veya beyanname üzerinde bulunmayan bu bilginin ihracat gerçekleştikten sonra beyannameye eklenmesi yönündeki taleplerin gümrük idarelerince karşılanmaması gerektiği belirtilmişti.
Müsteşarlığımıza yapılan başvurularda bir kısım ihracatçıların çok sayıda imalatçı firmadan ihraç kaydıyla satın aldıkları malları tek gümrük beyannamesi ile ihraç ettikleri belirtilerek imalatçı/tedarikçi firmaların adlarının yer aldığı beyanname eki listelerin ibraz edildiği şekliyle gümrük idaresi tarafından onaylanması talep edilmektedir.
Bilindiği üzere, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’na bağlı Gümrük Yönetmeliği’nin 119. maddesi uyarınca gümrük beyannamesi ile birlikte eşyanın faturasının ibrazı zorunludur. Söz konusu Yönetmelik maddesinde ayrıca, gümrük işlemleri sırasında gümrük beyannamesi ekinde aranılan diğer belgeler sıralanmış; ayrıca Yönetmeliğin 120 ila 123 üncü maddelerinde gümrük beyannamesine eklenen belgelere ilişkin ayrıntılı hükümlere yer verilmiştir. Anılan Yönetmelik maddelerinde ve bu maddelerin uygulama usul ve esaslarına ilişkin Müsteşarlığımız düzenlemelerinde ihracat sırasında gümrük beyannamesine ihraç eşyasının imalatçısı/tedarikçisi olan firmaları gösterir bir liste eklenmesini gerektiren bir tasarruf yer almamaktadır.
İhracata ilişkin gümrük beyannamesi üzerinde beyan edilen ve beyannameye eklenen belgelerde kayıtlı olan bilgiler arasında ihraç eşyasının imalatçısı/tedarikçisi olan firma bilgileri yer almamakta ve tek tip gümrük beyannamesi üzerinde ”imalatçı firma” bilgisinin kaydedilmesine münhasır bir alan bulunmamaktadır. İhracatçı firmaların isteğine bağlı olarak, gümrük beyannamesinin “Ek Bilgi, Sunulan Belge ve Ön İzinler” başlıklı 44 no’lu sütununa imalatçı firma bilgilerinin kaydedilmesi mümkün olmakla birlikte; bu bilginin gerçekliğinin veya doğruluğunun teyit edilebilmesi için firmanın mali kayıtlarının incelenmesi gerekli olduğundan, söz konusu bilginin ihracat işlemleri sırasında gümrük idaresi tarafından doğrulanmasına imkan bulunmamaktadır.
Öte yandan, vergi iade ve mahsup taleplerinin karşılanmasında karşılaşılan sorunların Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) nezdinde gündeme getirilmesi; ayrıca ihraç eşyası ile bu eşyayı imal/tedarik eden firma arasındaki illiyet bağının ihracatçı firmanın mali kayıtları üzerinden teyit edilmesine yönelik düzenlemelerin de anılan Bakanlık tarafından yerine getirilmesinin gerekli olduğu; imalatçı/tedarikçi firmaların isimlerinin yer aldığı listede kayıtlı bilgilerin gümrük idaresi tarafından doğrulanmasının ve onaylanmasının mümkün olamayacağı; ihraç eşyasının imalatçısı veya tedarikçisi olan firmaları gösterir listelerin gümrük idarelerince onaylanmasının Müsteşarlığımızca uygun görülmediği yönündeki görüşlerimiz aynı tarihli yazımız ile anılan Bakanlığa da bildirilmiştir.
Bu çerçevede, ihracat sırasında gümrük idaresine ibraz edilen ve ihraç eşyasının imalatçısı/tedarikçisi olan firmaların ünvanlarını gösteren listelerin gümrük idarelerince onaylanmaması gerekmektedir.
Bilgi ve gereğini rica ederim.
Umman HAMİTOĞULLARI
Genel Müdür V.
DAĞITIM     : Tüm Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüklerine

 T.C.
BAŞBAKANLIK
GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI
Gümrükler Genel Müdürlüğü

Sayı     :B.02.1.GÜM.0.06.00.18.549-2565                                                             ANKARA
Konu   :İmalatçı Firma Bilgisi

Konuyla ilgili (2009/30) Sayılı Genelge Yayımlanmıştır.

28.07.2005 / 19294
GÜMRÜK VE MUHAFAZA BAŞMÜDÜRLÜĞÜNE

İlgi:       27.09.2004 tarihli, 18.549.2565/26892 sayılı yazımız.
Müsteşarlığımıza intikal eden olaylardan, 16.06.2003 tarihli, 2003/12 sayılı Genelgemiz uyarınca ihracatçılar tarafından yapılan imalatçı firma bilgisinin düzeltilmesi, sonradan eklenmesi yönündeki taleplerinin karşılanmadığı halde Gümrük Kanunu’nun 241/1. maddesi uyarınca usulsüzlük cezası uygulandığı veya uygulanmak istendiği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, ilgide kayıtlı yazımız ile ihraç eşyasının hangi firma tarafından imal edildiğinin tespit edilmesi ve/veya ispatlanması, gümrük idaresinin görev ve sorumluluk alanına girmediği, Gümrük Mevzuatı uyarınca, ihraç eşyasının imalatını gerçekleştiren firmaya ilişkin bilgi ve belgelerin, ilgili gümrük idaresi tarafından ihracat gümrük işlemleri sırasında aranması gereken zorunlu bilgi ve belgeler arasında yer almadığı; bu doğrultuda, tek tip gümrük beyannamesi üzerinde “imalatçı firma” bilgisinin kaydedilmesine münhasır bir alan bulunmadığı, ihracatçı firmaların isteğine bağlı olarak, gümrük beyannamesinin “Ek Bilgi Sunulan Belge ve Ön İzinler” başlıklı 44 no’lu sütununa imalatçı firma bilgilerini kaydedilmesi mümkün olmakla birlikte; bu bilginin gümrük idaresince teyit edilmesi imkanı bulunmadığı, bu çerçevede ihraç eşyasına ait gümrük beyanname üzerinde yer almış imalatçı firma bilgisinin düzenlenmesi, değiştirilmesi veya beyanname üzerinde olmayan bu bilginin ihracat gerçekleştikten sonra beyannameye eklenmesi yönündeki taleplerin gümrük idareleri tarafından karşılanmaması yönünde tüm Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüklerine talimat verilmiştir.
Bu itibarla, gümrük idaresi tarafından teyit edilmesi mümkün olmayan imalatçı firma bilgisinin düzeltilmesi, değiştirilmesi veya beyannamede olmayan bu bilginin, sonradan eklenmesine yönelik düzeltme taleplerinin karşılanmaması gerekmekte, dolaysıyla 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 241/1. maddesinin tatbikine gerek bulunmamaktadır.
Bilgi ve gereğini rica ederim.

Sezai UÇARMAK
Gümrükler Genel Müdür V.

26 Ocak 2017 Perşembe

DÜNYA GÜMRÜK GÜNÜ PROGRAMI'NDA KONUŞAN BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM: "CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK KAÇAKÇILIĞINI ÖNLEDİK"

BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM: 
CUMHURİYET TARİHİNİN EN BÜYÜK KAÇAKÇILIĞINI ÖNLEDİK
Ankara'da yapılan Dünya Gümrük Günü toplantısında konuşan Başbakan Yıldırım, "Biz, AKP ve Hükümet olarak Gümrük konusunun ne kadar önemli olduğunu geçen yıl gördük. Cumhuriyet tarihinin en büyük kaçakçılığını önledik" dedi. Başbakan Binali Yıldırım ayrıca, "Bulgaristan sınırından şikâyet var. Bizim tarafta kuyruklar oluşuyormuş. Rıfat Bey oradaki yeri genişletelim. Arsa, yer ne istiyorsanız verelim" dedi.
BAŞBAKAN BİNALİ YILDIRIM, DÜNYA GÜMRÜK GÜNÜ TOPLANTISINDA KONUŞTU.
İşte Yıldırım'ın konuşmasından öne çıkanlar:
Gümrük konusunun ne kadar önemli olduğunu geçen yıl gördük. Cumhuriyet tarihinin en büyük kaçakçılığını önledik.
4 Özgürlük: Gümrükleri para kazanma amacına dönüştürürsek bilmeden ayağımıza sıkmış oluruz. Ticaret yavaşlar, alanda satanda kaybeder. Gümrüklerde alt yapıyı tesis etmek, malın, sermayenin, insanların serbestçe hareket etmesi nihai hedef olmalıdır. 4 özgürlüğe dünyanın ihtiyacı var.
MALLARIN, HİZMETLERİN, SERMAYENİN VE İNSANLARIN SERBEST DOLAŞIMI:
'Duvarla örerek huzursuzluğun önüne geçemeyiz'
Duvarlar örerek dünyadaki huzursuzluğun önüne geçemeyiz. Güçlü olmak adil olmaktır, insanlık normlarına uygun hareket etmek, gücünü güçsüzler karşısında kötüye kullanmamaktan geçiyor. Bunun için bölgemizde yaşanan savaşlarda Türkiye'nin ortaya koyduğu fedakârlığı, 3 milyon insana bağrını açtığı dikkate alınırsa bu noktada gelişmiş dünya ülkelerinin konuşmaktan fazla katkısı olmadığını görebiliriz.
'En büyük hedefimiz'
Bölgesel ve küresel problemleri çözmek ülkelerin birinci sorumluluğudur.
Türkiye bu anlamda sadece mültecileri misafir etmiyor, aynı zamanda Suriye'de devam eden savaşın sona ermesi için büyük inisiyatifler alıyor. Ortaya koyduğumuz tutum bir çözümünde başlangıcı olmuştur. Bundan sonraki adım BM bünyesinde diğer paydaşlarında devreye girmesi ile Suriye'de çözümün sürekli hale gelmesi en büyük hedefimizdir. Gümrük bakanına talimat Bulgaristan sınırında bir şikâyet var. Bizim tarafta kuyruklar oluşuyormuş. Dinlenme alanı istiyorlar. Rıfat Bey oradaki yeri genişletelim.
Arsa, yer ne istiyorsanız verelim.
Taşımacılıktan lojistiğe geçen süreci yaşıyoruz.
Limanlarda manuel kontrol tarihe karışıyor. Deniz limanlarının ardından kara limanları da yapılmaya başladı. Bilgi toplumunda dünya ortalamasını geçtik, Avrupa ortalamasını yakaladık. Önümüzdeki aylarda Türkiye'nin önünde büyük fırsatlar var. Türkiye'nin ekonomik göstergeleri bize benzer ülkelerinkinden daha iyi durumda.
'Şu kepazeliğe bak'
Bazı bankaları görüyorum ki bunu anlamamışlar.
Ne yazık ki bunlardan biri Kamu Bankası... Kardeşim kanun çıktıysa uygulayacaksanız! Bunun lâmı cimi yok. Uygulamazsanız gereği ne ise yaparız. Malı mülkü, aynı nakdi... Ne varsa hepsi teminat. Biraz da siz taşın altına elinizi koyun. Efendim dolar kurunda dalgalanma var. Şuraya bak, şu kepazeliği bak. Milleti yaşatmak varken bir tekmede ben vurayım. Şimdi ABD başkanı da oturdu yerine, kısa sürede her şey düzelecek.
Dolar kurundaki dalgalanma bitecek.
Türkiye'nin ekonomik göstergeleri birçok ülkeden daha iyi durumda:
15 Temmuz'dan sonra FETÖ'cüler ve BETÖ'cüler ittifak kurdu. Türkiye ekonomisi kötü olacak diye mücadele ediyorlar. Unutmasınlar, hazırın ardı tez gelir. Bu millet burunlarından getirecek. 'İçerden al' Gümrükleme alanında Türkiye 15 yılda çağ atladı. İş bitmedi. Ticareti kolaylaştıracağız. Özellikle satarken daha kararlı olacağız, alırken nazı olacağız. Yani içeride yapılan malları dışarıdan almaya gerek yok. Yok, dışarıdan alman gerekiyorsa dışarıdan al, daha ucuzsa dışarıdan al, buna bir engel yok.'' [[Kaynak: Türkiye Haber Merkezi, 26 Ocak 2017, AA, Ulusal Ajans]]

24 Ocak 2017 Salı

İNTERNETTE GÜMRÜK DUVARLARI VE DEVLET KORUMASI YOK!.. "MICROSOFT ve CIA & Gazi GÜDER, Bilgisayar Yüksek Mühendisi

MICROSOFT ve CIA
Gazi GÜDER // Bil. Yük. Müh.
Geçen hafta içindeki bir haber bunca sıkıntıların arasında dikkat çekmeden geçti gitti.
Bilgisayarlarınızı, cep telefonlarınızı kullanırken genellikle siz farkında olmadan arka planda çok fazla işler olur, uygulamalar gerçekleşir. Bunların çoğunu da bize genelde zevkle kullanılan bir araç ya da kolaylık şeklinde sunarlar. Böylelikle de çok fazla kullanmamızı sağlamış olurlar. Bu arada arka planda, biz farkında olmadan, çok fazla uygulamalar olur, çalışır ve istedikleri bilgileri toplarlar.
Doğal olarak bu yazdıklarım da isteklilere ya da ilgili yerlere çoktan gitmiş durumdadır. Sürekli olarak çok iyi pazarlama taktikleriyle satışlar yapıp para da kazanırlar. "Parmağınızı gösterin bilgisayarınız sizi tanısın ve açılsın. Başkası açamasın", "Avuç içinizi gösterin ATM sizi tanısın. Yanlışlık olmasın", "Göz retinasından tanıma yapılsın işe gelen gelmeyen personel kesin belli olsun", "Göz retinasından tanıma yapılsın hapisten kaçamasınlar", "Parmak izinden tanıma yapsın...." vb yüzlerce pazarlama taktiğiyle bunları bize satarlar.  Yararlı yanları mutlaka vardır. Bu araçları kullandığınızda bilgileri sizin dışınızda kullananlar da vardır. Örneğin; bilgisayarınızdaki Windows işletim sistemi bunu daha o anda yapar, ele geçirir ve merkezlerindeki bilgisayarlarına kaydederler. Böylece yüz binlerce, milyonlarca kişinin parmak izi, avuçiçi ve göz retina bilgilerine sahip olurlar. Buraya kadar ne var bunda diyebilirsiniz...
Geçen hafta MICROSOFT ve CIA, yukarıda anlatılan bilgilerin kendi aralarında
paylaşılması ile ilgili anlaşma imzaladılar..... Buna benzer daha pek çok anlaşma vardır ve yürürlüktedir. Sanırım ulusal, milli, yerli yazılım neden çok önemlidir sorusunun yanıtı
açıktır. Bu paylaşımlar bilgi paylaşımı gibi görülse de son derece tehlikeli tezgâhların kurulmasını da sağlar. Ergenekon davası için kurulan tezgâhları hatırlayalım.
Facebook kullanımında ne kadar dikkatli olursanız olun, istendikten sonra sizi her türlü kötü işle ilişkilendirecek, bağlantı kuracak, suçlayacak vb yolları ve gerekçeleri son derece kolay biçimde bulabilirler. Facebook kullanmaya başladığınız andan itibaren her türlü bilginizin başkalarıyla paylaşılmasını da kabul etmiş oluyorsunuz. Bu bilgileri serbestçe büyük
şirketlere, pazarlama firmalarına, istihbarat kuruluşlarına satabilirler ya da verebilirler. Facebook daki her tuşa dokunuşunuzda arkadaki gizli el bunları alır ve bir merkezde toplar.
Sonrasında da sizin kişisel bilgilerinizi değerlendirerek çok değişik amaçlarla kullanırlar. Pazarlama ve satış faaliyetleri için nelerin üretileceğinden, nelerin hangi sokakta, hangi saatlerde satılabileceğine kadar çok değerli bilgileri kolayca üretirler. Cep telefonu firmalarında saniye saniye nerede olduğunuza, kimle konuştuğunuza vb kadar bilgilerin toplandığını ve bu bilgilerin diğer bilgilerinizle çok kolay biçimde ilişkilendirileceğini düşünürseniz, özel yaşamınızın kimlerin yönetiminde ve denetiminde olduğunu anlayabilirsiniz. Özetle, bilgisayar, cep telefonu vb aygıtları kullanımımızda dikkatli olmamız gerektiği çok açıktır. Kredi kartları harcamalarının da bu bilgilerle birleştirildiğini ya da birleştirilebildiğini düşünürseniz, özel yaşam diye bir şeyin kalmadığını anlamak zor olmayacaktır. Bütün bu bilgiler teknolojiyi kim üretiyorsa onda toplanacak ve kullanılacaktır.
Bu satırları okurken bile bilgileriniz (hangi konuda, kimin yazdığı yazıyı, yorumu hangi IP adresiniz (internetteki yeriniz) üzerinden okuduğunuz) çoktan bir yerlere gitti bile. Her internet sitesinin ya da sayfasının arkasında bambaşka dünyalar vardır ve bunlar üzerinden çok etkili şeyler yapabilirler.
Bunların tümü Yazılım Esaslıdır.  Bunları teknolojide halen kayda değer ve önemli bir şeyler yapıyor olmamanın, olamamanın sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini bir nebze de olsa anlatabilmek için yazdım.
"Teknolojiye hâkim olan dünyaya hakim olur..." 
Kalın sağlıcakla…
***
[status draft] [nogallery] [geotag on] [publicize off|twitter|facebook] [category araştırma] 
Posted by: Tamer Olgun <htamerolgun@gmail.com>

16 Ocak 2017 Pazartesi

CENEVRE DEPREMİ & Prof. Dr. Ata ATUN

CENEVRE DEPREMİ

Ata ATUN

Bir hafta öncesinden Yunanistan Dışişleri bakanı Nikos Kocias tarafından sabote edileceğini yazdığım ve televizyonlarda da dile getirdiğim Cenevre Konferansı sonrasında, Rum lider Nikos Anastasiadis’in twitter mesajlarına göz attım, Rum tarafında neler olup bittiğini ve nelerin konuşulduğunu öğrenmek için.

Bu yazımı yazana kadar Rum lider Nikos Anastasiadis’in attığı son yedi tweet aynen aşağıdaki gibi:
“1 Aralık günü, Kıbrıs için yapılacak müzakerelerde karar almak yönünde sorumluluk aldım. Sonuçlar bu kararı desteklemektedir.
Garantilerin kaldırılması ve Türk Ordusunun geri çekilmesi uyarlaması konusundaki pozisyonumuz devam etmektedir.
Ümit vaat eden bir yola girmiş durumdayız. Kabul edilebilir anlaşma bulunursa, çözüm olabilir.
Halen daha ikili görüşmenin canlı olduğu ve devam ettiğine dair örneklerin bulunması nedeni ile Cenevre’de çözümden umutluyum.
Yunanistan ile aramızda düşünce farkı yoktur. Tam bir uyum içerisindeyiz. Yunanistan Başbakanına ve Dışişleri Bakanı Nikos Kocias’a tüm destekleri için teşekkür ederiz.
Kalıcı görüşmelerin başındayız. Çok önceleri kabul edilmiş olsa da bir tarafın güvenliği diğer tarafa tehdit olmamalıdır.
Konferanstan önce yapılan yegane kapsamlı öneri, sadece bizim tarafımızdan yapılan öneridir.”

Benim değerlendirmeme göre Rum lider Nikos Anastasiadis, yayınladığı bu twitter mesajları ile Cenevre’de gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gerekse T.C. Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu tarafından fena halde çizilen karizmasını ve uğradığı politik yenilgiyi örtbas etmek için, Kıbrıs Rum halkına gerçeği yansıtmayan mesajlar vererek olumlu bir tablo çizmeye çalışmakta.

Anastasiadis’in Cenevre öncesi açıklamalarında, 12 Ocak günü garantörlüğün konuşulacağı ve garantörlerin oturacağı masaya, birinin üzerinde Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, diğerinin üzerinde de Kıbrıs Rum halkı lideri yazdığı iki şapka ile oturacağını ve yaptığı “muhteşem siyasi manevra ile istese de istemese de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın karşısına eşit statüde bir Cumhurbaşkanı olarak oturacağını” belirtmişti. Zil takıp oynamadığı kalmıştı Anastasiadis’in, mutluluk ve kibrinden.

Mustafa Akıncı’ya kabul ettirdiği tüm isteklerinin, Türkiye tarafından da ister istemez kabul edileceği hayaline kapılmış, kendini bir “Helen kahramanı” addetmeye başlamıştı. Özellikle Akıncı tarafından kabul edilen “Dört Özgürlüğü” Rum Ortodoks Kilisesi başı Başpiskopos Hrisostomos’a anlatmak için koşa koşa Lefkoşa Surlariçindeki Başpiskoposluğa gitmiş ve Kıbrıs Türk Devletçiğinin kısa bir zaman dilimi içinde bu “Dört Özgürlük” uygulaması ile Rumlar tarafından istila edileceğini belirtmiş, Başpiskopos’tan da kocaman bir aferin almıştı. Ertesi gün de Başpiskopos televizyonlara çıkmış ve her zamanki tutumunun aksine Anastasiadis’i desteklediğini açıklamıştı.

Ne olduysa oldu ve Anastasiadis’in Dört Özgürlük (Yerleşme, Dolaşma, Çalışma ve İş kurma) zaferi Cenevre’de fena halde çöktü. Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan, Dört Özgürlük öyle değil böyle olur deyip, Cenevre’de Nikos Anastasiadis’in önüne “Dört Özgürlük uygulanacaksa, tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da, Kıbrıs adasında -dört özgürlük- hakkı olacaktır” karşı önerisini koyunca Anastasiadis’te ne karizma kaldı, ne de “Helen Kahramanlığı!”

Bana göre Cenevre müzakereleri, Türkiye’nin ayağını yere sert basması ve dik duruşu nedeni ile Kıbrıslı Rumlar ve Yunanistan için tam bir hezimet oldu. Her ne kadar Cenevre, bir son olarak adlandırılmıyorsa da KKTC artık başka ufuklara yelken açmalı, 49 yıldır Rumlar tarafından kasten sonlandırılmayan müzakereler nedeni ile. 

13 Ocak 2017 Cuma

TÜSİAD DA (NİHAYET) ATATÜRK’Ü HATIRLADI & Bülent ESİNOĞLU

TÜSİAD DA ATATÜRK’Ü HATIRLADI
Bülent ESİNOĞLU
Küreselleşme saldırısının başladığı günlerdi. Ulus devletimiz, vahşi bir liberal saldırının etki alanına girmişti. Emperyalizm ulus devlet çelişkisinin emperyalizm lehine çözülmesi için yasalar değişmeli ve işbirlikçi sermaye güçlendirilmeliydi.
Halkımızın bu küresel saldırıya ikna edilmesi gerekiyordu ki, Meclisten yağmaya uygun yasalar çıkabilsin. TÜSİAD’ın bir alt örgütlenmesi olan TESEV, kamuoyu yaratmak için kolları sıvamış, ulus devlet yapısının Atatürk tarafından konulmuş temel taşlarını,  yok etmenin gayreti içine girmişti.
Can Paker televizyon televizyon (TRT hariç, o zaman televizyonların hemen hepsi TÜSİAD üyelerinindi) dolaşır, özelleştirmenin ekonomiyi uçuracağını, teknoloji üretimini sağlayacağını, her şeyin çok ucuzlayacağını, sermayenin tabana yayılacağını, özgürlüklerin genişleyeceğini Türk halkına anlatıyorlardı.***
İş o kadar çığırından çıkmıştı ki, 15 günde 15 kanun çıkmazsa, ülkemizin batacağı anlatılıyordu. Ulus devletimizi tahrip eden tüm operasyonlar sahneye konulmuştu.
Küresel efendilerin ekonomik operasyon araçları ve uzmanları ülkemizde görevlerini icra ediyorlardı.
Bir çimento fabrikası 11 milyon dolara, bir işbirlikçiye satılıyor. O işbirlikçi aynı çimento fabrikasını ay geçmeden, bir başka işbirlikçiye 55 milyon dolara satabiliyordu.
Siyasal İslam’ın tam desteğini almışlardı. Birlikte açık kapalı Atatürk ve kamu malı düşmanlığı yapıyorlardı. Atatürk milliyetçiliği yerden yere vuruluyordu.
Uzatmayalım, emperyalizmin çok uluslu şirketleri yerli işbirlikçilerin Pazar payını(rüşvetini) vermek mecburiyetinde olan bir dönemi yaşadığını biliyordu.
Daha ileriki dönemlerde aracıyı ortadan kaldırarak ulus devleti tam olarak ele geçirmek, emperyalizmin nihai amacıydı. Bunun için halk tabanı gerekliydi.
Siyasal İslam’ın desteklenmesi ve iktidar koltuğuna oturtulması emperyalizmin temel stratejisiydi.
Zaten emperyalizm bizim gibi ülkelerde ki tercihi, Türk, Atatürk değil İslam’dı.
Amerikan planları bir yere kadar işledi. Bir yerden sonra, liberalizmin getirdiği felaket, tüm dünyayı sardı. Siyasal İslam liberalizmin düşmanı oldu. Mülkiyet tehlikeye girdi.
Mülkiyet korkusu; TÜSİAD’ı da Kemalist çizgiye sokmaya başladı. Geç de olsa iyi bir gelişme diyebiliriz.
Kemalizm herkese bir gün lazımdır.
*** 1-Sermaye tabana yayılmadı. 3 adet dolar milyarderi vardı. An itibariyle, 50 adet. 2-Hiçbir şey ucuzlamadı. 3-Teknolji üretiminden vazgeçtim, sanayi üretimimiz daraldı. 4- Özgürlükler genişlemedi. 13.1.2017, bulentesinoglu@gmail.com

31 Aralık 2016 Cumartesi

GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN GÜNCELLENMESİ SÜRECİ & T.C.EKONOMİ BAKANLIĞI AÇIKLAMASI

GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN GÜNCELLENMESİ SÜRECİ
T.C.EKONOMİ BAKANLIĞI AÇIKLAMASI
Gümrük Birliği, ülkemizin Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyeliği öncesinde geçiş dönemi düzenlemesi olarak tanımlanmış bir yapı teşkil etmektedir. Bu geçici niteliğiyle birlikte ülkemiz ile Avrupa Birliği arasında Gümrük Birliği asimetrik bir yapıda teşkil edilmiş ve öngörülenden daha uzun süredir yürürlükte kalmasıyla birlikte ülkemiz açısından sistemik sorunlar ihtiva eden bir ortaklık ilişkisine dönüşmüştür. Bugün, Gümrük Birliği ile ilgili alanlarda AB’nin karar alma süreçlerinde Türkiye’nin yer almaması, ülkemiz bakımından AB’nin akdettiği Serbest Ticaret Anlaşmalarının üstlenilmesinde yaşanan güçlükler ve Gümrük Birliği’nden tam anlamıyla yararlanmamıza mani olan karayolu kotaları konuları sistemik sorunlar haline gelmiştir. Söz konusu hususlara ilişkin olarak Gümrük Birliği Kararı’nda hiç hüküm bulunmaması veya mevcut hükümlerin ülkemiz açısından yetersiz kalması bu sorunlara kaynak teşkil etmiştir.
Diğer taraftan, AB son yıllarda akdettiği yeni nesil STA’lar kapsamında tarım, hizmetler, yatırımlar ve kamu alımları gibi alanlarda üçüncü ülkelerle, Türkiye ile olan ortaklık ilişkisinden daha derin tercihli düzenlemeler gerçekleştirmektedir. Son dönemde, ülkemiz de üçüncü ülkelerle benzer şekilde Gümrük Birliği’nden daha geniş kapsamlı STA’lar (Güney Kore ile hizmetler ve yatırım, Peru ile hizmetler, Singapur ve Japonya ile hizmetler, yatırımlar ve kamu alımları) müzakere etmeye başlamıştır. En önemli ortağımız olan AB ile ekonomik ve ticari ilişkilerimizi bu yeni akımlar çerçevesinde geliştirmemizde birçok açıdan önemli yararlar bulunduğu değerlendirilmektedir.
Bir taraftan sistemik sorunlara çözüm bulunması, diğer taraftan günün koşullarına uyarlanması amacıyla Gümrük Birliği’nin güncellenmesi önem arz etmektedir. Öte yandan, Türkiye’nin AB ve ABD arasında müzakere edilen Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) sonucu ortaya çıkacak ekonomik blok içinde yer alma hedefi Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecine aciliyet kazandırmıştır.
Yukarıda özetle belirtilen mülahazalarla, Gümrük Birliği’nin güncellenmesine ilişkin Avrupa Komisyonu ile yürütülen teknik müzakereler 27 Nisan 2015 tarihinde tamamlanmış olup, müzakerelerin çerçevesini belirleyen Rapor, Ekonomi Bakanımızın 12 Mayıs 2015 tarihli Brüksel ziyareti kapsamında Avrupa Komisyonu Ticaret Komiseri Cecilia MALMSTRÖM ile gerçekleştirdiği görüşmede resmiyet kazanmıştır. Anılan Rapor için lütfen tıklayınız.
Konuya ilişkin resmi müzakerelere başlanmadan önce taraflarca etki analizi çalışması, iç istişare ve onay süreçlerinin tamamlanması gerekmektedir. Resmi müzakerelere ise 2017 yılı içerisinde başlanması planlanmaktadır. Bu süre zarfında ülkemizce gerekli hazırlıklar kapsamında ilgili Kurumlar, Sivil Toplum Kuruluşları ve özel sektör temsilcileri ile bir iç istişare süreci başlatılmış olup, ayrıca konuya ilişkin bir etki analizi çalışması yapılmaktadır.
Bu çerçevede, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği’nin güncellenmesine ilişkin başlatılan çalışmada kullanılmak üzere tüm paydaşların bilgi ve tecrübelerine de ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecine yönelik olarak hazırlanan genel nitelikli görüş bildirme formu ile hizmetler ve kamu alımları konularına ilişkin olarak hazırlanan formlara ulaşmak için ilgili başlığa tıklayınız.