23 Ekim 2014 Perşembe

17 ARALIK MUAMMASI; YOLSUZLUK, KAÇAKÇILIK VE FETULLAHÇI POLİSLER DOSYASI

FETULLAHÇI POLİSLER DOSYASI:
'İhbar maillerini polisler yazıyordu'
17 Aralık soruşturması için verilen takipsizlik kararında Savcı Ekrem Aydıner, polislerin yaptıkları istihbari dinlemelerden elde ettiği verileri isimsiz ihbar mailine dönüştürdüklerini, sonra da buna dayanarak soruşturma başlattıklarını yazdı.
17 Aralık soruşturması için yazılan 63 sayfalık takipsizlik kararından, Cemaat'in polise hakim olduğu dönemdeki uygulamalara ilişkin dikkat çekici veriler yansıdı.
Kararda, 17 Aralık’ta yapılan operasyonun ardından görevden alınan Savcı Celal Kara ile emniyet görevlilerinin topladıkları delillere ilişkin değerlendirmeler yer aldı.
Kararda soruşturmanın başlamasıyla ilgili net bir olay bulunmadığı, somut bir vakaya dayanmadığı sadece "isimsiz ihbar" gibi bilgilerle soruşturmanın başladığı vurgulandı.
'İhbarlar somut vakalara dayanmıyor'
İsimsiz, uyuşturucu ve karapara aklama gibi iddiaları içeren ihbarların somut vakalara dayanmadığı, bu nedenlede de kuvvetli şüphe nedenlerinin arandığı telefon dinleme işlemi için gereken şartların oluşmadığı belirtildi.
Telefon dinleme kararının verildiği ilk anda kuvvetli suç şüphesini gösterir bir delililin olmadığı da vurgulandı. Savcılık, "Başka şekilde delil elde etme imkanı olmasına rağmen, diğer yollardan hiçbir araştırma yapılmamış olması, telekomünikasyonun denetlenmesi kararını hukuka aykırı hale getirmektedir" dedi.
'İstihbari dinleme yapan polis, isimsiz ihbar yapıyor'
Takipsizlik kararında polisin istihbari dinleme yaptığı, daha sonra elde ettiği verileri isimsiz ihbar mailine dönüştürdüğü ve bunların üzerinden soruşturma başlattığı belirtildi.
Sarraf ve diğer şüphelilere yönelik ihbarlara da dikkat çekildi. İhbar maillerinde şüphelilerin kullandıkları telefon numaraları bile belirtildi.
Savcılık, "Bu durum, kolluk tarafından istihbari dinlemeden elde edilen bilgilerin veya hukuka aykırı yolla elde edilen delillerin isimsiz ihbarlar yoluyla adli soruşturmada kullanıldığını göstermektedir. Bu yolla elde edilen verilerin, isimsiz ihbarla soruşturmaya başlanması için delil olarak kullanılması hukuka aykırıdır" ifadelerini kullandı.
'Polis savcılığa iki ay haber vermedi'
Polisin soruşturmaya başlamak için savcılığa haber vermesi gerektiği belirtilen kararda, isimsiz ihbarın 18 Temmuz 2012’de geldiği, ancak soruşturmanın 13 Eylül 2012’de başladığı, bu tarihe kadar ne yapıldığının belirsiz olduğu vurgulandı. Savcılık kararında isimsiz ihbar mailinden derhal haberdar edilmesi gereken savcılığın yaklaşık iki ay sonra bilgilendirildiğine de dikkat çekti.
'Aynı IP adresinden 12 ihbar'
Savcılık kararında emniyete gönderilen ihbar mailine ilişkin çarpıcı bilgiye de yer verdi. Şüphelilerle ile ilgili 1 Ağustos 2013 tarihinde emniyete bir ihbar maili gönderildiğini ifade eden savcılık, “İhbarın yapıldığı IP adresinden 12 kez daha ihbar yollandığı tespit edildi. Bu şekilde çok sayıda ihbar yollanan bir IP adresi hakkında hiçbir araştırma yapılmamıştır” dedi.
'Kararlarda çelişkili ifadeler'
Şüphelilerle ilgili Eylül 2012’de alınan dinleme kararının ilk sayfasında suçlamanın ‘örgüt kurmak ve örgüt faaliyeti çerçevesinde kaçakçılık yapmak’ yazılı olduğu ancak ikinci sayfasında ise 'kaçakçılık ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak' suçlamasının yer aldığı tespit edildi. Savcılık bu durumun ‘ciddi bir çelişki olup, kanundaki düzenlemeye aykırı’ olduğunu ifade etti.
Savcılık soruşturma dosyasında yer alan bazı ihbarlarda 'işin ucunda uyuşturucu baronları ve PKK olduğunun ileri sürüldüğünü ancak bu hususların da tamamen gözardı edildiğini' kararında anlattı.
'Kararlarda somut delil yok'
Takipsizlik kararına göre, şüpheliler hakkında verilen teknik ve fiziki takip kararları somut delillere dayanmadı. Bu tespitine örnek de veren savcılık, Sarraf hakkında fiziki takip kararı verilen bir kararda ‘Sarraf’ın yurtdışından iki valizle geleceği, bazı şahıslarla kaçak altın ticaretine ilişkin görüşme yapacağı’ belirtildi. Ancak takip edilen Sarraf’ın havaalanından çıkarak eşi ile görüştüğü, sonrasında ayrıldığı tespit edildi. Savcılık bu olayla ilgili, "Görüldüğü üzere teknik takip kararının dayanağı olan iddia gerçek dışı çıkmıştır. Buna rağmen dört hafta teknik araçlarla takip kararı verilmiştir. Kararda hangi bilgi ya da delile dayalı olarak bu suçlara ilişkin kuvvetli şüphenin oluştuğu belirtilmemiştir" dedi.
Takipsizlik kararında, şüpheliler hakkında alınan izleme kararlarının delile dayanmadan keyfi biçimde uzatıldığı belirtildi.
Sarraf ile görüşenlere 'delilsiz dinleme kararı'
Kararda bazı isimlerin sadece Rıza Sarraf ile suç unsuru olmayan birkaç görüşme yaptığı için dinlemeye alındığı ifade edildi.
Sanatçı Ebru Gündeş’in de eşi Sarraf nedeniyle dinlemeye alındığı ancak Gündeş’in 17 Aralık’ta hazırlanan fezlekede şüpheli olmadığı, eşi ile yaptığı aile içi görüşmelerin de kaydedildiği vurgulandı.
Karardaki bilgilerin delili yok
Sarraf ile ilgili alınan teknik araçlarla izleme kararlarının birinde ‘Sarraf’ın banka alacağı, bunun için de Süleyman Aslan’ı aracı kıldığı’ belirtildi. Ancak soruşturma dosyasında bu bilginin kaynağı bulunamadı. Dinlemeler ve fezlekelerde bu yönde bir bilgiye rastlanmadı.
Özel hayatı ihlâl
Sarraf’ın mahkeme kararı ile mail şifresinin alındığı ve şifre ile mailine girildiğini belirten savcılık, "Bu biçimde delil elde etme işlemi hukuka aykırıdır. Şifre ile girilen elektronik posta adreslerinde bireylerin her türlü bilgi ve belgeleri yer alabilir. Bu durum kişilerin özel hayatında öngörülemez ihlallere neden olabilecektir. Hangi maillerin kopyasının alındığı denetlenebilir değildir" dedi.
Soruşturmaya emniyete gönderilen e-posta ihbarı üzerine başlanıldığı ancak suç vasıflandırılmadan teknik takip kararı alındığı belirtildi.
Devlet politikası vurgusu
Takipsizlik kararında, şüpheli Rıza Sarraf’ın ortağı olduğu bazı şirketlerin İran ile yaptığı altın ticaretine değinildi. Sarraf’ın ortak olduğu bazı şirketlerin 2012 yılı Şubat ayından itibaren İran’a önemli tutarda altın ihracatı gerçekleştirdiği belirtildi. Savcılık, bu ihracat işlemlerinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını ifade etti.
Kararda savcılık tarafından Halkbank’ın kayıtlarının da inceletildiği anlatıldı. Yapılan incelemede Sarraf’ın yönetim kurulu başkanı olduğu Royal Denizcilik adlı şirketin ticari hacminin önemli bölümünü İran ile yapılan altın ihracatının oluşturduğu ifade edildi. Özellikle altın ihracatının 2012 yılında rekor düzeye ulaştığı belirtilen kararda, "Hatta Türkiye’nin ihracatında önemli bir yer tuttuğu, şirketin kayıtlarından ve Halkbank’ın kayıtlarında yapılan incelemede anlaşılmıştır" denildi.
Şirketin yaptığı ihracat işlemlerinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığını vurgulayan savcılık, "Yapılan işlemlerin İran’a uygulanan ambargoyu delmeye yönelik girişim olarak değerlendirilmesi başsavcılığımız tarafından yürütülen suç soruşturması kapsamının dışında olan bir husustur. Bu yöndeki işlemlere devam edilmesi ve izin verilmesi bir devlet politikası gereği olup, doğruluğu ve yanlışlığı tartışma konusu yapılmayacaktır" şeklinde ifadeler yer aldı.
Kaynak: Al Jazeera 
[publicize twitter] [publicize facebook] [category istihbarat]
[tags FETULLAHÇI POLİSLER DOSYASI, İhbar mailleri, polisler]

22 Eylül 2014 Pazartesi

ZEYBEKCİ’DEN, TOKAT GİBİ UYARI: “BİZİ ALMAZSANIZ GÜMRÜK BİRLİĞİNİ SÜRDÜRMEYİZ”

ZEYBEKCİ’DEN AB'YE "TOKAT GİBİ" UYARI: “BİZİ ALMAZSANIZ GÜMRÜK BİRLİĞİNİ SÜRDÜRMEYİZ”
Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) Fırsatlar & Riskler Konferansı’nda konuşan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, ”Türkiye, AB ve kadim dostumuz ABD ile yapılacak TTIP arasında yer alacak. Bunun aksini kabul etmiyoruz. Eğer bizsiz imzalarsanız Gümrük Birliği anlaşmasını sürdürmeyiz” şeklinde konuştu.
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, ABD ve AB arasında görüşmeleri süren Serbest Ticaret Anlaşması’nda Türkiye’nin durumu ele alındığı ’Yeni dönemde Türkiye-Amerika- Avrupa perspektifi: Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) Fırsatlar ve Riskler’ konulu konferansa katıldı.
Gaziemir Ege Serbest Bölgesi’nde (ESBAŞ) düzenlenen ve 2 gün sürecek konferansa ABD ve Avrupa’dan 200 civarında yerli ve yabancı iş dünyası ve kamu lideri ile siyasetçi, bürokrat, yatırımcı ve yöneticinin katıldı.
“REFERANDUMA GİDECEĞİZ”
Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecinde 53 yıldır beklediğini ve alınma süreci geldiği zaman bazı ülkelerin referanduma gideceğini belirten Zeybekci şöyle konuştu: “AB’ye tam üyelik önemli ama bundan önemlisi üyelik sürecini yaşamak ve tamamlamak ekonomik, demokrasi, özgürlükler anlamında daha önemli. Biz AB sürecini önemsiyoruz. Bu süreci tamamladıktan sonra AB’ye tam üye olup olmamız göz ardı edilecek bir durum. O gün geldiği zaman Fransa, Almanya ve bazı ülkeler referanduma gidecek. Türkiye de diğer ülkeler gibi bunu referanduma götürecek. Bunu Fransa’nın Almanya’nın referanduma götürmesini adaletsizlik olarak görüyoruz. Bir ülkenizin katılmasını kendi halkına götürmek hukuk dışıdır. Referanduma götürecek bir ülke varsa o da Türkiye’dir.”
“ABD’NİN EKONOMİK İSTİLASIDIR”
Dünyanın ekonomik haritasının üç yıl içinde yeniden çizileceğini ve Türkiye’nin bu süreçte TTIP dışında kalma şansının olmadığını ifade eden Zeybekci şöyle devam etti:” Bugün AB ile ABD’nin sürdürdüğü TTIP görüşmeleri 2017 başında uygulamaya geçmesi öngörülen bir anlaşma. Bu anlama basit bir anlaşma değildir. Ticari, siyasi, kültürü de içine alacak kapsamlı bir anlaşma. Parasal değeri dünya ticaretinin yüzde 50’sinin üzerindedir. Türkiye’nin AB, Gümrük Birliği gerek de bu TTIP dışında kalma gibi bir şansı yoktur. Biz bu organizasyonun içindeyiz. BİZ AB ile Gümrük Birliği Anlaşması olan tek ülkeyiz. Biz anlaşma dışında kalmayı bunu kabul edemeyiz. ABD’nin AB üzerinde elde ettiği hakları Türkiye üzerinde de elde edecek. Bu o demektir. ABD bu hakları otomatik elde ederken, Türkiye ABD üzerinde hiçbirşey elde edemeyecek. Belki sözlerim ileri gitmiş olabilir. Ama anlaşılsın diye söylüyorum. Bu ticari ve ekonomik olarak Türkiye’nin ABD tarafından ekonomik istilasıdır. Biz aynı grup içinde olmak istiyoruz. Eşitlik istiyoruz. ABD ürünlerinin ticaretinin bize gelmesine hayır demiyoruz. Biz de size gelelim rekabet edelim diyoruz.”
“BİZSİZ İMZALARSANIZ…”
Zeybekci, Türkiye’nin TTIP dışında bırakılması dışında Gümrük Birliği anlaşmasının sürdürülemeyeceğini belirterek, “Ola ki TTIP bizsiz imzalarsınız maalesef üzülerek söylüyorum ki Gümrük Birliği bizim için sürdürülemez haline gelir. Sürdüremeyiz. Kendimizi korumak zorunda olduğumuz anlattık. Ve çok iyi anlaşıldığını da biliyoruz. Önümüzdeki dönemde başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere yoğun görüşmeler yapıyoruz. Türkiye yeni serbest ticaret anlaşmaları yapıyor. Boş durmuyoruz. Türkiye çaresizce bekleyecek bir genetik yapıya sahip değildir. Biz duramayız. Onun için Türkiye kadim müttefikimiz ABD ile yapılacak TTIP arasında yer alacak. Bunun aksini kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.
Türkiye ve AB arasında 20 yıl önce imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması’nın Türkiye’yi rahatsız ettiğini ve hiçbir egemen ülkenin böyle bir anlaşma imzalamayacağını ifade eden Zeybekci, şunları söyledi: “Öyle bir anlaşma ki mekanizmasında ve istişare mekanizmasında yokuz. . Gümrük Birliği Anlaşması teknik ve resmi anlamda hakikaten egemen bir devletin imzalamaması gerek ama biz bu anlaşmadan çok faydalandık. Kurumsal, kalite, rekabet anlamında çok önemli etkisi olmuştur. Bu anlaşma kısa vadeli düşünülmüş bir anlaşmadır. Ama maalesef bunların üzerinden de 20 yıl geçti. Ama öyle bir anlaşma ki AB’nin 3. ülkelerle yaptığı bütün anlaşmalara otomatik olarak tabisiniz. Meksika ve Cezayir AB ile serbest ticaret anlaşması imzalayarak, elini kolunu sallayarak Türkiye’ye girecek. Türkiye aynı hakkı bulamayacak. Bırakın hakkı ‘Gel bizimle de serbest ticaret anlaşması yap diyemiyoruz, yanaşmıyorlar. Biz Cezayir ile 9 yıldır masaya oturamadık. Bu bugüne kadar bizi rahatsız etmiyordu. Ama Dünya Ticaret Örgütü’nün asıl amacı özgürlük, eşitlik ve serbestlik. Bu amaçla kuruldu. Ama kitapta yer alan bilgiler bırakılarak STA’lar yapmaya başladı aralarında. AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmalar bizi incitmeye başladı. Bu ülkelerin mallarının doğrudan ülkemize girmesi bizi rahatsız etmeye başladı. Biz de kendi şartlarımızı imzalamaya başladık. Bizimle serbest ticaret anlaşması yapmayanların ürünlerini de tek tek inceleyerek alıyoruz. Türkiye de bu anlamda boş durmuyor. Bizim de 21 tane imzaladığımız serbest ticaret anlaşmamız var.”
“TÜRKİYE NATO VE AB’NİN EN UÇTAKİ KALESİ”
Avrupa ve ABD ile cumhuriyet kuruluşundan bu yana barış üzerine geliştirildiğini vurgulayan Zeybekci, NATO üyeliği ile Türkiye’nin başka bir ekip üyesi haline geldiğini söyleyerek, “Herkesin çocukluğunda en büyük hayali aya çıkan Amerikalıydı. Şimdi aya çıkan Amerikalı ile müttefik olan bir Türkiye var. Biz gerek ABD ile gerek AB ile hep dost olduk. Aynı hatta yer aldık. Yıllarca biz Avrupa’nın, NATO’nun en uçtaki kalesi gibi olduk. Bundan dolayı tehditler bile aldık. Bunları şikayet anlamında söylemiyorum. Resmi görmek için söylüyorum” dedi.
ESBAŞ Yürütme Kurulu Başkanı Dr. Faruk Güler, AB ile Gümrük Birliği ve tam üyelik görüşmeleri içinde olan ülkemizin sürecin dışında kalmaması ve bu ekonomik kazanımlardan fayda sağlamak üzere ivedilikle harekete geçmesinden hareketle ESBAŞ olarak bu konferansı organize ettiklerini belirtti. Güler ayrıca, küresel ticareti yeniden şekillendirecek olan ABD ve AB arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşmasına katılabilmek için Türkiye’nin uzun zamandır sıkı lobi faaliyetleri yürüttüğünü hatırlattı.
ESBAŞ Yürütme Kurulu Başkanı Dr. Faruk Güler de, Türkiye’de yatırımı arttırmanın önemine değinerek, “Özellikle yabancı yatırımcıya ülkemizi tanıtmak ve Türkiye’ye daha fazla yabancı yatırımcıyı çekmemiz gerek. Bunun için AB ile tam üyelik görüşmeleri içinde olan ülkemizin TTIP olarak kısalttığımız, “Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı” sürecinin dışında kalmaması için ivedilikle harekete geçmesi gereği ortaya çıktı” dedi.
TİCARET, YENİDEN ŞEKİLLENECEK
ABD ile AB arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı’nın sıradan bir ticari anlaşma olmadığının altını çizen Güler, “Bu anlaşma küresel ticareti yeniden şekillendirecek. Bu anlaşma ile dünya ticaretinin yüzde 60’ı yeniden düzenlenecek. Dünyanın en geniş ekonomik bölgesinin sınırları çizilecek, uluslararası ticaretin standartları yeniden belirlenecek. Taraflar arasında, gümrük vergilerinin sıfırlanması, tarife dışı engellerin kaldırılması ve mevzuatlarda uyumun sağlanmasıyla piyasalara erişimin kolaylaştırılması anlaşmanın temel hedefleri arasında yer almakta. Böylece ABD ve AB arasında yatırım ortamı tümden değişecek. Türkiye, bu kadar önemli bir anlaşmanın görüşmelerine, AB üyesi olmadığı için, fakat AB ile olan gümrük birliği anlaşmamızı hiç dikkate almadan, bugüne kadar dahil edilmedi” ifadelerini kullandı.
KONU HAYATİ ÖNEME SAHİP
Türkiye’nin 1996 yılında AB ile yaptığı gümrük birliği anlaşmasına göre, AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı ticari anlaşmalarda AB’nin sorumluluklarının otomatik olarak Türkiye’nin de sorumluluğu haline geldiğine dikkat çeken Güler sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak üçüncü ülkelerin AB’ye verdiği avantajları Türkiye’ye vermek gibi bir sorumluluğu bulunmuyor. Bu durumda Türkiye üçüncü ülkelerle ayrıca bir anlaşma yapmak zorunda kalıyor. TTIP gibi çok kapsamlı olan ve ABD ile AB devleri arasında yapılacak bu anlaşmanın dışında kalmak hepimizi derinden etkileyecek, Türkiye’nin özellikle ABD ile olan ticaret ve yatırım ortamını tümden değiştirecektir. Konu, tüm iş dünyamızın tüm aktörlerinin çok yakından ve hep birlikte ilgilenmesini gerektiren hayati bir konudur.”
MÜJDELİ SÖZ
Türkiye’nin, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşmasına katılabilmek için uzun zamandır sıkı lobi faaliyetleri yürüttüğüne dikkat Çeken Güler, “Ekonomi Bakanımız Sayın Nihat Zeybekci’nin ABD ve AB makamları ile gerçekleştirdiği yoğun görüşmeler ve girişimleri sayesinde taraflardan ‘teknik görüşme’ sözü almış olması müjdeli bir haberdir. Bu görüşmenin sonuçlarını merakla bekliyoruz” diye konuştu.
“EKONOMİ İLİŞKİ ORTAKLIKLA GELİŞTİRİLEBİLİR”
TOBB Başkan Yardımcısı ve Ege Bölge Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar yatırım ortaklığının Türkiye’nin geleceği için çok nemli olduğunu belirterek, “Türkiye ve ABD güçlü siyasi anlaşmaya sahip olmasına rağmen ekonomik olarak iyi bir seviyeye ulaşmış değil. Bu anlamda özellikle iki ülke ekonomik bağlarını hızlandırmış bulunuyor. Emtea tcareti giderek artıyor. Ekonomik ilişkiler yatırım ve ticari ortaklıkla geliştirilebilir. Bu ortaklık da bu anlamda çok önemli. Önümüzdeki süreçte doğru adımlar atarsak TTIP bizim için avantaj olabilir. Hem Türk hem Amerikan firmaların sorunları serbest ticaret anlaşmasıyla çözülebilir. Umarım iş dünyası da komite çalışmalarına dahil edilir” şeklinde konuştu.
İzmir Valisi Mustafa Toprak da Türkiye’de yatırım altyapısının dış ülkelerin ortak menfaatleri konusunda önemli avantajlar oluşturduğunu belirterek, “Bu çalışmanın ülkemiz üzerindeki çalışmaları kapsayacak şekilde dahil edilmesi de önemli. Sadece ESBAŞ bile Türkiye’n, gözardı edilemeyeceğini ortaya koymaktadır” dedi.
“KOPARMAMIZ GEREKİYOR”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ise, yarım asırdır AB’ye giremeyen bir Türkiye için bu ortaklığın büyük önem taşıdığını belirterek, “Hükümete düşen en önemli görev ya AB ile ya ABD ile yapılan kapsamlı bir ticaret anlaşmasıyla Türkiye’ye verilecek zararın hızlı bir diplomasiyle vazgeçilmez olarak dünya kamuoyuna duyurup bunu kopartmamız gerekiyor. Ülkemizin menfaati bundandır. İnanıp başarmaktan başka çaremiz de yok” diye konuştu.
KİMLER KATILDI?
Toplantıya Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin yanı sıra, Ekonomi Bakan Yardımcısı Adnan Yıldırım, Ekonomi Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hüsnü Dilemre, Savunma Sanayi Müsteşarlığı Sanayileşme Daire Başkanı Bilal Aktaş, TOBB Başkan Yardımcısı Ender Yorgancılar, İzmir Valisi Mustafa Toprak, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş, Ekonomi Bakan Yardımcısı Adnan Yıldırım, Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir, Ekonomi Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hüsnü Dilemre, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Türkiye Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkan Yardımcısı Arda Ermut, TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü Dr. Bahadır Kaleağası, TAI Başkanı Muharrem Dörtkaşlı, Kale Grup Teknik Bölüm Başkanı ve aynı zamanda Türkiye-ABD Ekonomik İşbirliği Türkiye Kanadı 2’inci Dönem Başkanı Osman Okyay, Boeing Türkiye ve Kuzey Afrika Başkanı Bernard Dunn, Lockheed Martin Avrupa ve Amerika Başkan Yardımcısı Jonathan W. Hoyle, Sikorsky Ortadoğu, Türkiye ve Afrika Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Genel Müdürü Anand E. Stanley ile Pratt & Whitney Uluslararası Programlar ve İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Clifford R. Stone katıldı. (Ulusal Haber Ankara & İhlas Haber Ajansı-18 Eylül 2014 Perşembe, 12:29)

12 Eylül 2014 Cuma

Ekonomi Bakanı Nihat ZEYBEKÇİ; "Türkiye - Moldova Serbest Ticaret Anlaşması İmzalandı"

Türkiye - Moldova Serbest Ticaret Anlaşması İmzalandı
12 Eylül 2014 - Türkiye ile Moldova arasında müzakereleri 2011 yılı Mayıs ayında başlatılan Türkiye-Moldova Serbest Ticaret Anlaşması (STA), 11 Eylül 2014 tarihinde Ekonomi Bakanımız Sayın Nihat Zeybekci ile Moldova Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Sayın Andrian Candu tarafından Kişinev’de imzalandı.
Türkiye’nin, AB üyesi olmayan Doğu Avrupa Bölgesi’ndeki (Azerbaycan, Belarus, Ermenistan, Gürcistan, Moldova ve Ukrayna ) ilk Serbest Ticaret Anlaşması olma özelliğini taşıyan Anlaşma, Türkiye ile Moldova arasındaki ticarette uygulanan gümrük tarifeleri ile tarife dışı engellerin kaldırılmasını öngörmektedir.
STA, tarafların kendi iç mevzuatına göre gerçekleştirecekleri onay işlemlerinin tamamlanmasının akabinde yürürlüğe girecektir. Anlaşma’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte ihracatçılarımız Moldova pazarına tercihli giriş imkânı elde edecektir.
Moldova, 2013 yılı itibariyle yaklaşık 3,6 milyonluk nüfusu, 7,9 Milyar Dolarlık GSYİH’sı, %8,9 seviyesindeki büyüme oranı, 2,5 Milyar Dolarlık İhracatı ve 2,6 Milyar Dolarlık ithalatı ile bölgesinde gelişen bir ekonomiye sahiptir. Moldova, ayrıca, 2007 yılında yürürlüğe giren CEFTA (Orta Avrupa Serbest Ticaret Anlaşması) ile Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Kosova ile bölgesinde oluşan serbest ticaret alanına dâhil olmuştur.
STA’nın yürürlüğe girdiği tarihte, gümrük tarifesi satır sayısı bakımından Moldova’ya ihracatımızın %75’i, anılan ülkeden ithalatımızın %80’i; hâlihazırda ticarete konu ürünler bakımından ise ihracatımızın %84’ü ithalatımızın ise %93,3’ü gümrük vergisinden muaf olarak gerçekleştirilecektir. 5 yıllık geçiş döneminin sonunda ise tarife satır sayısı bakımından ihracatımızın %77’si; hâlihazırda ticarete konu olan ürünler bakımından ise ihracatımızın %95’i, gümrük vergisinden muaf bir şekilde gerçekleşecektir.
Anlaşma uyarınca, taraflar, sanayi ürünlerinde karşılıklı olarak uygulanan tüm gümrük vergilerini 5 yıllık geçiş dönemi dâhilinde tedricen sıfırlayacaktır. Bu cümleden olarak, ülkemizce sanayi ürünlerinde Moldova’ya karşı uygulanan gümrük vergileri STA’nın yürürlüğe girdiği tarihte sıfırlanacaktır. Moldova tarafı ise gümrük tarife satırı bakımından sanayi ürünlerinin %97’sinde ülkemize karşı uyguladığı gümrük vergilerini STA’nın yürürlük tarihinde sıfırlayacak, bazı tekstil ve hazır giyim eşyası, ayakkabı, mobilyalar ile plastik ürünleri olmak üzere diğer sanayi ürünlerinde ülkemize karşı uyguladığı gümrük vergilerini ise 3 veya 5 yıllık indirim takvimleri dâhilinde tedricen sıfırlayacaktır.
Tarım ürünlerinde ise taraflar, seçilmiş ürünler temelinde karşılık olarak taviz değişiminde bulunmuşlardır. Anlaşma yürürlüğe girer girmez değer olarak Moldova’ya ihracatımızın %69’u, bu ülkeden ithalatımızın ise %89’u için tercihli pazara giriş imkânı sağlanacaktır.
Bu cümleden olarak, Moldova açısından önem arz eden şarap, ayçiçeği tohumu ve yağı, meyveler, bazı hububat ürünleri ile tütün ve işlenmiş tarım ürünlerinde ülkemizce Moldova’ya tarife kotası dâhilinde gümrük vergisi indirimi veya muafiyeti sağlanacaktır. Ülkemiz açısından hassas addedilen canlı hayvan (koyun, keçi ve sığır) ile buğday, buğday unu ve zeytinyağı dâhil olmak üzere tarife satırlarının % 83’ünü oluşturan tarım ürünleri ise liberalizasyon kapsamı dışında bırakılmıştır.
Buna karşılık Moldova tarafı, ülkemizden ithal edilen belirli tarım ürünlerinde uyguladığı gümrük vergilerini, miktar limiti olmaksızın veya tarife kotası dâhilinde sıfırlayacaktır. Bu cümleden olarak, ülkemiz ihracatı açısından önem arz eden; çikletler, alabalık, orkinos, incir, portakal, greyfurt, kayısı, zeytin, zeytinyağı, bitkisel katı ve sıvı yağlar, maya ve tütün gibi ürünlerin gümrük vergileri Anlaşma’nın yürürlüğe girişi ile birlikte sıfırlanacaktır. Ülkemiz menşeli işlenmiş tarım ürünlerinde (şekerli mamuller, çikolata, kek-bisküvi) ise tarife kotası dâhilinde gümrük vergisi muafiyetli tercihli giriş imkânı elde edilmiştir.
2013 yılında Moldova’ya ihracatımız 275 milyon dolar, Moldova’dan ithalatımız ise 260 milyon dolar olarak kaydedilmiştir. İki ülke arasında imzalanan STA ile iki ülke arasında ticaretin dengeli bir biçimde artırılması ve işadamlarımız arasında yeni işbirliği ve yatırım imkânlarının yaratılması hedeflenmektedir.
Kaynak: Ekonomi Bakanlığı, 12.09.2014

3 Eylül 2014 Çarşamba

iRRasyonel; "Maddenin finans hali..." 2 Eylül 2014 Salı

Maddenin finans hali...
02 Eylül 2014 Salı
10 adımda "ekonomi yorumcusu" nasıl olunur?
Ekonomi kanallarındaki yorumcuları görünce hayran olmamak elde değil. Yorumlarındaki o mütevazi kendini beğenmişlik, çıraklık seviyesindeki uzmanlık, İngilizce desenli Türkçe monolog ve tumturaklı fikirleri ile hepimizin takdirini kazanmış kişilerdir ekonomi yorumcuları. Sıradan yatırımcı ne dediklerini pek anlamasa da yine de farklı bir dünyadan izlenimi veren bu insanlara eleştiri yöneltmeyi düşünmez. O nedenle biz de eleştirmeyeceğiz!
Öte yandan başka bir gerçek var. Bu ışıklı dünyada olmak isteyen birçok finansçı var. Neredeyse tüm finans dünyası televizyona çıkıp kendini gösterme tasasında. O zaman biz de onlara yardımcı olalım ve televizyonda ekonomi yorumu yapmanın el kitabını verelim. Eğer siz de ekonomi kanallarında boy gösteren piyasa profesyonellerinden olmak istiyorsanız birkaç dakikanızı ayırmanız yeterli olacaktır.
10 adımda ekonomi yorumcusu nasıl olunur?
Adım 1
Öncelikle yüzünüzde hep bir gülümseme olacak. O gün kriz varmış, zavallıların eline tutuşturulan adı duyulmadık Türk şirketlerinin hisse senedi şeklindeki kese kağıtları değer kaybetmiş, Soma'da yüzlerce kişinin üzerine şalter kapatılmış pek önemli değil. Eğer güzel gülümsüyorsanız, hem popülariteniz artar, hem de gelecek programa çağrılma olasılığınız yükselir. Ayrıca insanlar sizin gülümseyen yüzünüzü gördükçe bu acı gerçekleri de umursamazlar.
Adım 2
Size sorulan soru ne olursa olsun yakın zamanda öğrendiğiniz bir vecizle konuyu açın. Bir kitaptan, romandan ya da popüler birinden alınmış bir söz olabilir. Mark Twain, Buffett ya da Sefiller'den alıntı yapabilirsiniz ama Ömer Seyfettin ya da Yaban romanından alıntı hoş kaçmaz. Sizi "zavallı" gösterir. Bu sözün birazdan söyleyeceklerinizle de ilgisi olması gerekmiyor. Mesela şöyle bir cümle daha söze başlamadan size entellektüel bir hava verecektir: "Anna Karenina romanının ilk cümlesi şöyledir: Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır." Romanın tamamını okumuş olmanız önemli değil; kimse size sonunu sormayacaktır, emin olun.
Adım 3
Nasıl olsa konuk sizsiniz ve herkes sizi dinlemek zorunda olduğundan sorulan soruya kısa ve net bir cevap vermek yerine mümkünse soruyu "poposundan" anlayın. Altın fiyatları ne olur sorusuna şöyle bir karşılık verin: "Hisse senetleri piyasasını uzun süredir gözlemliyorum."
Adım 4
Anlattıklarınız insanların işine yarayacakmış gibi değil de uzaylıların, mutantların veya çöl farelerinin işine yarayacakmış gibi anlatın. Vereceğiniz bilgiyi öyle bir verin ki, bir yatırım kararına dönüştürülmesi ortalama insanlar için mümkün olamasın. Alabildiğine soyut ve belirsiz olsun. Şu cümle tam size göre: "O nedenle altın fiyatlarının yukarı yönlü hareketi büyük bir kararsızlık içeriyor."
Adım 5
Cümle aralarına İngilizce sözcükleri mutlaka sıkıştırın. Aksi takdirde sizin Amerika'da öğrenim görmediğinize kanaat getirilir ki, Allah muhafaza... Mesela over the counter, junk bond veya quantitative easing deyin. Ama bunu söylerken de "dan" diye söylemeyin. İşin adabı şudur. Sözcüğün Türkçesini hatırlamakta güçlük çektiğinizi gösteren bir duraksama yapın ve yüzünüzde bu anımsayamama hali için bir kendinize kızma edası oluşsun. Hani ilkokulda "yedi kere dokuz" sorusunu anımsayamazsın da üzülürsün ya, işte aynen öyle. Şu sıralar şu cümle söylenebilir: "Amerika'dan gelecek hmmm... quantitative easing haberleri de bu kararsızlığı arttıracaktır."
Adım 6
Eğilim, konjenktür, trend, ayı piyasası gibi sözcüklerin cümle içinde nasıl kullanılacağını iyi öğrenin. İlkokulda yeni öğrendiğiniz sözcükleri cümle içinde kullanma egzersizlerini boş kaldığınız zamanlarda bu sözcükler için de yapın. Hatta mümkünse sözcükleri yan yana kullanın: "Böyle bir konjenktürde altın fiyatlarının yükseliş trendine girme eğilimi yapısal sebepler içeriyor." Bu tür sözcükleri her cümlenize eklemeyi ihmal etmeyin.
Adım 7
Cümlelerinizde kullandığınız fiilleri de dikkatli seçin. Gelmek, gitmek, yapmak, almak, satmak gibi aşağı sınıftan insanların kullandığı fiiller yerine örtüşmek, kırılmak, ralli yapmak, realize olmak gibi fiilleri kullanın. Böylece eylemler arasındaki nüansları ayırabilecek yeterlilikte olduğunuzu herkes anlar ve avam tabakadan ayrılırsınız. Ama bunu yaparken teknik analiz deyimlerini kullanmayı da ihmal etmeyin. Çünkü hiçbir şey teknik analizin verdiği esrarengizliği veremez. Mesela şöyle deyin: "Piyasalardaki kırılma altının ralli yapmasına neden olur; o nedenle 50 günlük hareketli ortalama 200 günlük hareketli ortalamayı yukarı yönlü kırabilir."
Adım 8
Yol tarif etmenin bir insanın zekasını ele vermesi gibi yön tarif etmek de ekonomi yorumculuğunun kalbini oluşturur. "Yukarı" ya da "aşağı" değil de "yukarı yönlü" ya da "aşağı yönlü" demeniz gerekir. Almak ya da satmak değil de alım yönlü ya da satım yönlü demelisiniz. Öte yandan ekonominin dili pek de masum bir dil değildir. Toparlanma, kasılma, gevşeme, büyüme, küçülme gibi evrim biyolojisinin "libido"lu kavramları her zaman kendini hissettirir. Bu sözcükleri büyük bir hınzırlıkla ve gizli şehvetle söylemeniz beklenir. Basit bir cümle içinde kullanalım: "Faizlerde gevşeme yukarı yönlü bir toparlanma getireceğinden alım yönlü karar verilmesi mantıklı olacaktır."
Adım 9
Cümlelerinizin sonunda "Hamdolsun", "evelallah", "kısmet" gibi yerleşik dilimize hakim inançsal deyimler yerine bunların bilimsel karşılığı olan "ihtimal" sözcüğünü kullanın. Düşük olasılık, yüksek olasılık, sınırlı miktarda, beklentilerin üzerinde gibi deyimler en yaygın olanlarıdır. Şöyle bir cümle olabilir: "Altın fiyatlarında beklentilerin üzerinde bir artış yüksek ihtimalle sınırlı bir satım getirecektir."
Adım 10
Sözlerinizi bitirirken eski halk şiirlerini hatırlayın. Son dizelerin "Karacaoğlan der ki" diye başladığını hatırlarsınız. İşte sizin de yapmanız gereken budur. Fed Başkanı ya da Roubini son zamanların en ideal Karacaoğlan'larıdır. Benim düşündüklerim de Fed Başkanınınki gibi değil de Fed Başkanının düşüncelerinin sizin gibi olduğunu söyleyin. Böylece kendinizi Fed Başkanından daha iyi bir ekonomist olarak göstermiş olursunuz. Şöyle ki: "Fed'in politikaları da benim bu konudaki düşüncelerimi fazlasıyla destekliyor." Nasıl, sihirbaz Houdini'i bile kıskandıracak bir hokus pokus değil mi; Fed başkanı sizin gibi düşünüyor...
*
İşte hepsi bu. Şimdi her adımda verdiğimiz örnek cümleleri uç uca ekleyelim ve okuyalım. "Anna Karenina romanının ilk cümlesi şöyledir: Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır. Hisse senetleri piyasasını uzun süredir gözlemliyorum. O nedenle altın fiyatlarının yukarı yönlü hareketi büyük bir kararsızlık içeriyor. Amerika'dan gelecek hmmm... quantitative easing haberleri de bu kararsızlığı arttıracaktır. Böyle bir konjenktürde altın fiyatlarının yükseliş trendine girme eğilimi yapısal sebepler içeriyor. Piyasalardaki kırılma altının ralli yapmasına neden olur; o nedenle 50 günlük hareketli ortalama 200 günlük hareketli ortalamayı yukarı yönlü kırabilir. Faizlerde gevşeme yukarı yönlü bir toparlanma getireceğinden alım yönlü karar verilmesi mantıklı olacaktır. Altın fiyatlarında beklentilerin üzerinde bir artış yüksek ihtimalle sınırlı bir satım getirecektir. Fed'in politikaları da benim bu konudaki düşüncelerimi fazlasıyla destekliyor."
Ne dersiniz, 10 adımda ekonomi yorumculuğu fazla zor olmasa gerek. Birkaç egzersizden sonra cebindeki 100 doları için ideal satış kurunu öğrenmek adına ekonomi kanalı izleyen sokaktaki masum insan bile yapabilir, değil mi?

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Gümrük kapılarında devrim gibi karar

Gümrük kapılarında devrim gibi karar

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Trakya'daki tüm gümrük kapılarının 24 saat canlı olarak izlenebileceğini ve geçiş yapacakların yoğunluk durumuna göre gümrük kapısı seçimi yapabileceklerini bildirdi.
Bakan Yazıcı, yazılı açıklamasında, yaklaşık 1 yıldır Kapıkule Gümrük Kapısı'nda kamera görüntülerinin yayınlandığını, giriş-çıkış yapan yolcu ve tır şoförlerinin yoğunluk durumunu canlı olarak internet ve akıllı telefonlardan izleyerek diğer gümrük kapılarını tercih edebildiğini ifade etti.
Yazıcı, uygulamanın özellikle gurbetçiler tarafından beğenildiğini ve diğer kapılar için de bu hizmetin talep edildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
"Bu talepleri dikkate aldık. İpsala, Hamzabeyli, Pazarkule ve Dereköy gümrük kapılarımızda da canlı kamera yayını faaliyete başlamıştır. Böylelikle Trakya'daki tüm gümrük kapılarımız günün 24 saati canlı olarak izlenecek ve araç trafiğine göre hangi gümrük kapısından geçmek istenilirse o gümrük kapısı rahatlıkla tercih edilecektir. Canlı yayın yapan kameralara 'trakya.gtb.gov.tr/saha-canli-goruntu/kapilarimiz-canli-test' linkinden ulaşılabilecek." 
(AA | 09.11 AĞUSTOS 2014, 10:54)

8 Temmuz 2014 Salı

Türkiye ve İran, Gümrük Duvarlarını Kaldırmayı Görüşüyor

Türkiye ve İran, Gümrük Duvarlarını Kaldırmayı Görüşüyor
Tahran'da toplanan Türk ve İranlı yetkililerinin iki ülke arasındaki gümrük duvarlarının kaldırılmasını görüştüğü bildirilirken Irak'a mal taşıyan Türk tırlarına Mehran sınır kapısını kullanma talebinin İran tarafından olumlu karşılandığı belirtiliyor.
Tahran'da toplanan Türk ve İranlı yetkilileri
Tahran'da toplanan Türk ve İranlı yetkililerinin iki ülke arasındaki gümrük duvarlarının kaldırılmasını görüştüğü bildirilirken Irak'a mal taşıyan Türk tırlarına Mehran sınır kapısını kullanma talebinin İran tarafından olumlu karşılandığı belirtiliyor.
Fars Haber Ajansı, Tahran'da İran Gümrük Genel Müdür Mesut Karbasiyan ile Türk Büyükelçisi Ümit Yardım arasında yapılan görüşmede, Büyükelçi Yardımın başta tırlar olmak üzere iki ülkenin sınırlarında karşılaştığı gümrük sorunlarının çözümünün hızlandırılmasını istediğini yazıyor.
İran Gümrük Genel Müdür Mesut Karbasiyan konuştu
Karbasiyan ve Yardım'ın iki ülkenin ticari ilişkilerde son dönemde karşılanan sorunlar üzerine "acil bir toplantı" yaptığını belirten Fars, İran tarafından karşılanan en büyük sorunu, İranlı şoförlerin protestolarına da yol açan, ortak sınırdaki "uzun kuyruklar"ın oluşturduğunu belirtiyor.
Türkiye Büyükelçisi: Sorun sınırdaki yetersizlikten kaynaklanıyor
Habere göre, Türk Büyükelçisi ise, mevcut sorunun iki ülke arasında büyük miktardaki ticaret ve iki ülkenin sınırdaki yetersiz kabiliyetlerinden kaynaklandığını söyledi.
Bunun ardından Fars, "terör gruplarının geçen ay Irak'ın Batı bölgelerine saldırıları üzerine Türkiye'nin Irak sınırlarının kapatılmasının nedeniyle Yardım'ın, Türk tır sahiplerine, Irak'a yönelik malları, İran'ın Mehran sınırı üzerinden taşımalarına izin verilmesini istediğini, bu talebin Karbasiyan tarafından olumlu karşılandığını ve Mehran kapısının kullanılmasına izin verileceğini söylediğini" anlatıyor.

1 Temmuz 2014 Salı

YSK oy kullanılacak gümrük kapılarını belirledi

YSK oy kullanılacak gümrük kapıları belirledi
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), yurt dışında yaşayan ve yurt içinde gümrük kapılarında oy kullanmak isteyen seçmenler için oy kullanılacak gümrük kapılarını belirledi.
Yurt dışında yaşayan seçmenlerin yurt içindekigümrük kapılarında oy kullanma tarihleri, ilk oylama 26 Temmuz 2014 - 10 Ağustos 2014, seçimin ikinci oylamaya kalması halinde ise 17 - 24 Ağustos 2014 tarihleri olarak belirlenmişti. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün son üç yılın Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında yurttaşların gümrük kapılarından giriş ve çıkışlarını gösterir istatistiki veri bilgileri ve 12 Haziran 2011'de yapılan genel seçimler ile 12 Eylül 2010'da yapılan halkoylamasında kullanılan oy miktarları, yurt dışında yerleşik Türk vatandaşlarının yurda giriş ve çıkış yaptıkları gümrük kapıları, coğrafi konumları da gözetilerek yurt dışındaki seçmenlerin oy kullanabilecekleri gümrük kapıları YSKtarafından belirlendi. Seçmenlerin oy kullanabileceği gümrük kapıları ise şöyle:
Karayolu Gümrük Kapıları;
Ağrı İli Doğubeyazıt İlçesinde Gürbulak,
Ardahan İli Posof İlçesinde Türkgözü,
Artvin İli Hopa İlçesinde Sarp,
Edirne İli Merkez İlçesinde Kapıkule,
Edirne İli İpsala İlçesinde İpsala,
Edirne İli Lalapaşa İlçesinde Hamzabeyli,
Edirne İli Merkez İlçesinde Pazarkule,
Hakkari İli Yüksekova İlçesinde Esendere,
Iğdır İli Aralık İlçesinde Dilucu,
Kırklareli İli Merkez İlçesinde Dereköy,
Şırnak İli Silopi İlçesinde Habur,
Van İli Saray İlçesinde Kapıköy,
Havalimanı Gümrük Kapıları;
Adana İli Seyhan İlçesinde Şakirpaşa,
Ankara İli Çubuk İlçesinde Esenboğa,
Antalya İli Muratpaşa İlçesinde Antalya,
Eskişehir İli Tepebaşı İlçesinde Eskişehir,
Elazığ İli Merkez İlçesinde Elazığ,
Gaziantep İli Oğuzeli İlçesinde Gaziantep,
Hatay İli Antakya İlçesinde Hatay,
İstanbul İli Bakırköy İlçesinde Atatürk,
İstanbul İli Pendik İlçesinde Sabiha Gökçen,
İzmir İli Gaziemir İlçesinde Adnan Menderes,
Kayseri İli Kocasinan İlçesinde Erkilet,
Konya İli Selçuklu İlçesinde Konya Askeri Havaalanı,
Muğla İli Dalaman İlçesinde Dalaman,
Muğla İli Milas İlçesinde Bodrum-Milas,
Samsun İli Çarşamba İlçesinde Samsun,
Trabzon İli Ortahisar İlçesinde Trabzon,
Zonguldak İli Çaycuma İlçesinde Zonguldak,
Liman Gümrük Kapıları;
Antalya İli Kaş İlçesinde Kaş,
Aydın İli Kuşadası İlçesinde Kuşadası,
Balıkesir İli Ayvalık İlçesinde Ayvalık,
Hatay İli İskenderun İlçesinde İskenderun,
İstanbul İli Beyoğlu İlçesinde Karaköy,
İzmir İli Konak İlçesinde İzmir,
İzmir İli Aliağa İlçesinde Aliağa
İzmir İli Çeşme İlçesinde Çeşme,
Kocaeli İli Derince İlçesinde Derince,
Mersin İli Akdeniz İlçesinde Mersin,
Mersin İli Silifke İlçesinde Taşucu,
Muğla İli Fethiye İlçesinde Fethiye,
Muğla İli Marmaris İlçesinde Marmaris,
Muğla İli Bodrum İlçesinde Bodrum,
Samsun İli İlkadım İlçesinde Samsun,
(CİHAN.01 Temmuz 2014.Ankara)

27 Haziran 2014 Cuma

Bakan Zeybekçi: "Dışarıda kalırsak Gümrük Birliği sürdürülemez olur"

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKÇİ: "Dışarıda kalırsak Gümrük Birliği sürdürülemez olur..."

Bakan Zeybekci, AB ve ABD arasında sürdürülen Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı müzakerelerinin, Türkiye dışarıda bırakılarak sonuçlandırılması halinde Gümrük Birliği’nde yaşanacak zorluklara vurgu yaptı
27 Haziran 2014 Cuma 07:48   
Yurt dışı temaslarına Brüksel’den sonra Paris’te sürdüren Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye’nin serbest ticaret anlaşmalarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. 
AB Komisyonu’nun ticaretten sorumlu Üyesi Karel De Gucht ve Belçika Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Johan Vande Lanotte ile bir araya gelen Zeybekci, daha sonra Türkiye’nin AB Daimi Temsilciliği’nde basın toplantısı düzenledi. Zeybekci, AB ve ABD arasında sürdürülen Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) müzakerelerinin, Türkiye dışarıda bırakılarak sonuçlandırılması halinde Gümrük Birliği’ni sürdürmenin çok zor olacağını söyledi.
KABUL EDİLEMEZ BİR DURUM
Türkiye’nin dış ticaretindeki payı yüzde 40’ı aşan AB ile 1995 yılında imzalanan ve 1996 başında yürürlüğe giren Gümrük Birliği anlaşmasının bugünün ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak olduğunu belirten Zeybekci, AB ile serbest ticaret anlaşması imzalayan üçüncü ülkelerle ticarette haksız rekabetle karşılaşılmasının kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Zeybekci, AB ile serbest ticaret anlaşması imzalayan Cezayir ve Meksika gibi ülkelerin Türkiye’ye gümrüksüz mal satma imkanına kavuşurken ikili anlaşma bulunmaması nedeniyle Türk ihracatçıların aynı haktan yararlanamadığını ve Gümrük Birliği’nde, bu gruptaki ülkeleri Türkiye ile serbest ticaret anlaşması imzalamaya zorlayacak bir mekanizma bulunmadığını anlattı. Zeybekci, söz konusu ülkelerle ticaret hacminin büyük bir yekun tutmaması nedeniyle bugüne dek katlanılabilen bu mağduriyetin 5’inci tur görüşmeleri tamamlanan AB-ABD serbest ticaret ve yatırım ortaklığı anlaşmasının hayata geçirilmesi halinde sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
Zeybekci, tarım, hizmetler ve kamu alımlarının kapsam dışında tutulmasının da Türkiye açısından Gümrük Birliği’nde diğer memnuniyetsizlik kaynağı olduğunu hatırlattı.
Birliğe otomatik dahil edilmeliyiz
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, AB’nin üçüncü ülkelerle sürdürdüğü veya başlatacağı serbest ticaret anlaşması müzakerelerinde Türkiye’nin masada yer alması ve bu olmuyorsa AB’nin imzalayacağı bu kapsamdaki anlaşmalara Türkiye’nin otomatik olarak dahlinin sağlanması gerektiğini ifade etti. Zeybekci, bir diğer alternatif olarak AB’nin üçüncü ülkelere, Türkiye ile paralel müzakere yürütmelerini şart koşabileceğini belirtti. Türkiye’nin bu konudaki haklı taleplerini Avrupalı ve Amerikalı mevkidaşlarına anlatmaya devam edeceğini belirten Nilat Zeybekci, muhataplarına çeşitli formüller önerdiğini ve bu soruna mutlaka çözüm bulacaklarını söyledi.

26 Haziran 2014 Perşembe

Türkiye'de E-Ticaret Hacmi 14 Milyar Liraya Ulaştı

Türkiye'de E-Ticaret Hacmi 14 Milyar Liraya Ulaştı
Türkiye çok kanallı olarak gelişen ve toplam perakende harcamaların içinde yüzde 1.3 paya yükselen e-ticaret pazarının büyüklüğü 14.0 milyar liraya ulaştı.
Türkiye çok kanallı olarak gelişen ve toplam perakende harcamaların içinde yüzde 1.3 paya yükselen e-ticaret pazarının büyüklüğü 14.0 milyar liraya ulaştı. E-ticarette en çok satış 5.1 milyar lira ile tatil-seyahat satışlarında gerçekleşti.
Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) tarafından bu yıl ilk kez, Elektronik Ticaret Derneği (ETİD) proje ortaklığı ve Deloitte Türkiye proje yönetimi ile hazırlanan "Türkiye e-Ticaret Pazarı-2013" raporu kamuoyu ile paylaşıldı.
Raporun sunum toplantısına TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kemal Cılız, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı İsmail Yücel, Bankalar Arası Kart Merkezi (BKM) CEO'su Soner Canko, TÜBİSAD Yönetim Kurulu üyesi ve Yeni Medya ve e-Ticaret Komisyonu Başkanı Burak Ertaş,  ETİD Başkanı Hakan Orhun ve Deloitte Türkiye ortağı Tolga Yaveroğlu konuşmacı olarak katıldı.
Açılış konuşmasında raporun, Türkiye'de e-ticaret pazarını tanımlayan ve uluslararası standartlara göre ölçümleyerek kategorize eden ilk rapor olduğunu söyleyen Cılız, "Türkiye halen elektronik ticarette arzu edilen seviyede değil, ancak inanılmaz bir büyüme potansiyeline sahip" dedi.
"SAĞLIKLI BİR HUKUKSAL ALTYAPIYA İHTİYAÇ VAR"
E-ticaretin gelişimi için sağlıklı bir hukuksal altyapıya ihtiyaç olduğunun altını çizen Cılız, kişisel verilerin korunması ve elektronik ticaret kanunlarının kısa sürede yasalaşmaları ve tüketicinin korunması kanununun ikincil düzenlemelerinin önemine dikkat çekti.
Proje danışmanı olan Deloitte Türkiye'nin Ortağı Tolga Yaveroğlu da konuşmasında, bu çalışmayı önümüzdeki yıllarda da tekrarlayarak, hem perakende tarafında hem de genel e-ticaret sektöründeki gelişmeleri ilgili bütün kurum ve kuruluşlarla paylaşmayı planladıklarını anlattı.
TÜBİSAD Yönetim Kurulu Üyesi, Yeni Medya ve e-Ticaret Komisyonu Başkanı Burak Ertaş "Toplam perakende harcamalarının içinde yüzde 1.3 olan e-ticaret payı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığında, bu alanda önemli bir büyüme potansiyelimiz olduğunu gösteriyor" dedi.
E-TİCARET SEGMENTLERİNDE PAZAR BÜYÜKLÜKLERİ
Raporda yer alan verilere göre, toplam büyüklüğü 14 milyar lira olan e-ticaret pazarında en büyük payı 5.1 milyar lira ile tatil-seyahat satışları aldı. Bu sektörü, 5.0 milyar lira ile sadece online perakende ve 2.3 milyar lira ile de çok kanallı perakende izledi.
Online segmentte, pazaryerinin hacmi 1.7 milyar lira, bahislerin hacmi 1.6 milyar lira, zok kategorili bölümün hacmi 1.4 milyar lira, özel alışverişler 1.3 milyar lira, ulaşım ve konaklama 700 milyon lira ve dikey satışlar 600 milyon lira oldu.
Çok kanallı segmentteki satış hacimleri de, ulaşım ve konaklamada 4.3 milyar lira, elektronikte 1.0 milyar lira, giyim ve ayakkabıda 0.5 milyar lira, ev ve dekorasyonda 0.3 milyar lira, eğlence ve kültürde 0.1 milyar lira, ve diğer katögorilerde toplam 0.5 milyar lira oldu. - İstanbul

Bu Bölgede Fiyatlar Uçtu; "Galataport projesi henüz yapım aşamasına başlamadan bölgede gayrimenkul fiyatlarını etkiledi."

Bu Bölgede Fiyatlar Uçtu
Galataport projesi henüz yapım aşamasına başlamadan bölgede gayrimenkul fiyatlarını etkiledi.
EVA Gayrimenkul Değerleme'nin gerçekleştirdiği araştırmaya göre Galataport projesi henüz yapım aşamasına başlamadan bölgede gayrimenkul fiyatlarını tümüyle değiştirmiş bulunuyor. 2006 yılında metrekaresi 3000-4000 TL aralığında olanemlak fiyatları şimdiden 8000-9000 TL aralığına yükseldiği belirtiliyor. Proje tamamlandığında ise bölgenin kimliğinin tamamen değişeceği, kongre, sergi, gösteri merkezi ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapacak olan bölgenin, İstanbul'un bir numaralı turizm alanı olacağı ileri sürülüyor.
 Değerleme sektörünün önde gelen kuruluşlarından EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık A.Ş. Raporlama ve Araştırma Yöneticisi Gökçen Taşkın, 2005 yılından bu yana gündemde olan Galataport'un ihalesini süreç içinde yaşanan hukuki gelişmelerin ardından 2013 yılında Doğuş Holding'in 702 milyon dolarla kazandığını, projenin henüz kamuoyu ile paylaşılmamasına rağmen çalışmaların devam ettiğini, ancak plan kararlarına göre uzmanların belli öngörülerde bulunduğunu belirtiyor.
 Çok işlevli kompleks bir proje
 Taşkın, söz konusu öngörülere göre proje kapsamında perakende, otel ve ofis katlarına yer verileceğini, perakendenin hem AVM hem de cadde perakendesi şeklinde olacağını ifade ediyor. Denizcilik ve tersanecilik, gümrük, taşıma, lojistik gibi birçok firmanın projeyle birlikte Karaköy’e yöneleceği için ofis katlarının olmasının da beklendiğini belirten Taşkın, ancak Karaköy’de şu anda en büyük patlamanın otel sektöründe yaşandığını kaydediyor. 
 Hâlihazırda birçok işyeri ve iş hanının pansiyon ve hostel olarak işlevini değiştirdiğini, büyük oyuncuların ise otel yatırımlarını Karaköy ve yakın çevresine yönlendirdiğini ifade eden Taşkın, proje kapsamında ayrıca denizle bütünleşme yaratacak işlevlere yer verilmesinin beklendiğini belirtiyor. Gösteri, konser ve sergi salonu gibi çok yönlü kullanılabilecek bir performans merkezine kamusal anlamda da ihtiyaç olacağını belirten Taşkın, bunların dışında gemilerin iskele alanı, yolcuların karşılanması ve transferi için mekanların da yaratılacağı kanaatinin paylaşıldığını kaydediyor.  
 Karaköy'de gayrimenkul sektörünü değiştiren proje
 Karaköy'ün Galataport projesiyle zaman içerisinde kademeli olarak dönüşüme uğradığını ifade eden Taşkın, iptal olan proje döneminde hareketlenen bölgenin şimdi birçok yatırıma ev sahipliği yaptığını söylüyor. Galataport projesinin hemen paralelindeki Kemeraltı Bölgesi’nde Mumhane Caddesi, Kemankeş Caddesi ve Necatibey Caddesi’ndeki birçok eski işletmenin artık kafeterya ve restorana dönüştüğünü belirten Taşkın, bu işletmelerin özgün tasarımları ve yaratıcı dekorasyonları ile alternatif yarattığını kaydediyor. Bununla birlikte, çoğunlukla yabancı turistlere ev sahipliği yapan pansiyonlar, sanat galerileri, sanatçılara kiralanan stüdyolar ve atölyelerin sayısında da hızlı bir artış gözlendiğini ifade eden Taşkın, bu gelişmelerin bölgede beklenen genel dönüşümün öncüleri olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
 Karaköy’de gayrimenkul sektöründeki esas belirgin değişimlerin üç yıl içerisinde gerçekleşmesinin beklendiğini ileri süren Taşkın, buna bağlı olarak sektörün önde gelen firmalarının bölgedeki otel yatırımlarına hız verdiklerine vurgu yapıyor. Bölgede inşaatı başlayan ve devam eden yaklaşık 10 civarında otel projesi bulunduğunu ifade eden Taşkın, yatırımların sadece büyük otelleri kapsamadığını, önemli markaların ve markalı restoran zincirlerinin de bölgede mağaza yarışı olduğunu kaydediyor. Süreç içinde özellikle kuyumculuk ve hediyelik eşya dükkanlarının da artacağını düşündüklerini söyleyen Taşkın, 8 yıl önceki Karaköy ile şimdiki Karaköy arasında gayrimenkul sektörünün ilerleyişi anlamında büyük farklar olduğunun altını çiziyor.
 Taşkın, yıllar önce ilk ihaleyle başlayan bu değişimin hızla otelcilik ve perakende sektörünü kendine çektiğini, ilk ihaleden önce Karaköy'ün iş hanlarının olduğu, eski zanaatların toplandığı bir mevki konumunda iken şimdi tüm büyük firmaların yatırım yapma yarışına girdiği bir bölge haline geldiğini belirtiyor. Bu süreçte bölgeyi ziyaret edenlerin profilinin de değiştiğini kaydeden Taşkın, bölgenin artık daha üst gelir seviyesine sahip kişilerce tercih edilmeye başlandığını, kişisel tasarımların satıldığı hediyelik eşya dükkanları, iç mekanları zevkle döşenmiş yeme içme yerleri, sanat galerileri, stüdyolar ve atölyelerle ön dönüşümün gözle görülür hale geldiğini ifade ediyor. Bölgenin açılan pansiyonlarla şimdiden yabancı turistlere ev sahipliği yapar konuma yükseldiğine dikkat çeken Taşkın, Mumhane Caddesi ile Kemankeş Caddesindeki dükkanlarının fonksiyonel dönüşüm açısından yoğunluk yaşanan dükkanların başında geldiğini belirtiyor. Bölgenin ayrıca Asmalımescit, İstiklal Caddesi, Galata, ve cihangir gibi turistik bölgelere yürüme mesafesinde olduğunu dile getiren Taşkın, Galataport projesiyle Karaköy’de dönüşüm tamamlandığında bölgenin bütüncül bir turizm alanı haline gelmesinin beklendiğini vurguluyor.
 Emlak fiyatlarını katlıyor
 Sekiz yıl içerisinde yaşanan iki ihale sonrasında bölgedeki emlak fiyatlarının tavan yaptığına dikkat çeken Taşkın, sekiz yıl önce 3000 TL/m2 - 4000 TL/m2 olan birim metrekare değerlerinin günümüzde 8000 TL/m2 - 9.000 TL/m2''ye yükseldiğinin altını çiziyor. 
 90 - 100 m2 civarında oturum alanı olan 5 katlı bir binanın ortalama satış değerinin 2 ila 2,5 milyon dolar civarlarında olduğunu, söz konusu rakamların sekiz yıl önce hayal bile edilemeyeceğini ifade eden Taşkın, sonradan iptal edilen ilk ihale ile bölgede aniden hareketlenen gayrimenkul sektörünün son ihale ile yükselişini sürdürdüğüne vurgu yapıyor. Bölgede kar marjı yüksek olduğunu, 40 - 50 m2’lik bir dükkanın devir ücretinin bile 100 - 150 bin TL civarında olduğunu kaydeden Taşkın, sadece dükkândan çıkmak için bile bu rakamların istendiği bölgede birim metrekare değerleri açısından tırmanışın devam edeceğinin beklendiğini belirtiyor. 
 Ayrıca bölgeye henüz son kullanıcıların yerleşmemiş olduğunu söyleyen Taşkın, gayrimenkul alım satımlarında sirkülasyonun devam ettiğini, gayrimenkul yatırımı yapıp bir yıl içerisinde satış gerçekleştiren yatırımcıların yüzde 40-50 aralığında kar elde ettiğine vurgu yapıyor.
 Galataport Karaköy'ü kökten değiştirecek
 Galataport projesi 3 ila 5 yıl içerisinde hayata geçtiği takdirde Karaköy bölgesinin kimliğinin tamamen değişeceğini belirten Taşkın, bölgenin tamamen turistik bir bölge haline geleceğini ve İstanbul'u ziyaret eden yabancı turistlerin ilk adresi haline dönüşeceğinin altını çiziyor. Taşkın, proje kapsamında gerçekleştirilecek olan kongre, sergi ve gösteri merkezleri ile bölgenin uluslararası organizasyonlara ev sahipliği de yapacağını ifade ederek, bölge tamamen turistik bir kimlik kazanacağını da sözlerine ekliyor. 

18 Nisan 2014 Cuma

GÜMRÜK BİRLİĞİ ÖTESİ: AB İLE İŞLERİ TOPARLAMA ZAMANI, Bahadır Kaleağası

GÜMRÜK BİRLİĞİ ÖTESİ: AB İLE İŞLERİ TOPARLAMA ZAMANI 
Bahadır Kaleağası 
Çok eskidendi. 
O zamanlar internet bile yoktu günlük yaşamda. 
Ne Çin vardı dev bir ekonomi olarak, ne de ABD’nin 11 Eylül sonrası. 
Arap mevsimleri de başlamamıştı, iklim değişikliği bilinci de yeşermemişti. 
Küresel ekonomik kriz, G20, Dünya Ticaret Örgütü, kaya gazı, Putin yoktu; henüz. 
Avrupa Birliği onbeş üye ülkeden ibaretti. Eski komünist bloktakiler aday ülkeydiler. Türkiye ise o zaman da AB yolundaydı fakat demokrasi sorunları vardı. Terör vardı. Kıbrıs vardı. Yine de bir kutlama anı geldi. 
Yıl 1995, 6 Mart. Brüksel’de AB Konseyi binasının üst katındaki toplantı bitiyor.  Asansörden gözlerinde sevinçle Başbakan Tansu Çiller ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Murat Karayalçın, AB bakanları ve diplomatlar çıkıyor. Basın ve diğer bekleyenler önce alkışlıyor, sonra soruyor: «Bundan sonra ne olacak ?». Yanıt ertesi gün manşetlerde: «Türkiye AB üyeliğine gidiyor». 
Bu önemli aşamayı bir merkez sağ-merkez sol koalisyon hükümeti geçiyor. Akşam kutlanıyor ivme kazanan AB süreci. Brüksel kafelerinde Belçika Frankı harcayarak. Euro yok; henüz. 
Sonra ne oldu? 
Ne olmadı? 
BAHADIR KALEAĞASI
O yıllarda Türkiye temel demokratik reformlar ve mevzuat uyumunu hızla gerçekleştirerek AB’nin genişleme dalgalarına katılabilirdi. O yıllarda Paris ve Berlin kaynaklı muhalefet zayıftı. Küresel ekonomik konjonktür uygundu. Jeo-stratejik değerlendirmeler olumluydu. Kıbrıs sorunu Annan Planı çerçevesinde Güney’de Papadopulos iktidara gelmeden çözülürdü. Ekonomi güçlenmekteydi; Derviş reformları yine kesinlikle gerekirdi ama daha kademeli olurdu belki. Sonra 11 Eylül sonrası Türkiye’nin jeo-stratejik önemi daha da arttı. Reformlarını başaran demokratik bir Türkiye’ye AB “hayır” diyemezdi. Nitekim gecikerek de olsa, başarılı bir reform dönemi sonrası Türkiye 2004’de üyelik müzakerelerine başladı. Kıbrıs engelleyemedi. 
Tarih de kanıtlıyor ki, Türkiye ne zaman demokratik reformlarda ilerlese, ekonomik çekim gücü, dış politika gücü ve AB süreci hep çok olumlu etkilenmiştir. 
Fakat gümrük birliğinden sonraki aşama olan AB üyeliği yolu engebeli, dönemeçli oldu. Süreç uzadıkça, AB’nin Türkiye’den talepleri giderek ayrıntılara girdi. Vize konusu dâhil sorunlar derinleşti. Parti kapatma davaları, medya özgürlüğü ve kadın hakları gibi sorunlar nedeni ile Türkiye bir türlü demokratik saygınlığını pekiştiremedi. Bu arada sosyal ve ekonomik sıkıntılar Avrupa’da bazı halk kesimlerini yeni projelere karşı tepkiselleştirdi. Bu olumsuz havadan Türkiye dosyası da etkilendi. 
Olumlu ama geçici bilanço 
Tarih aktı. 2014 baharı. Gümrük birliği hala gündemde. Son olarak AB Komisyonu’nun ısmarlaması üzerine Dünya Bankası kapsamlı bir rapor hazırladı. Rapor bir çok etkinlikle kamuoyuna sunuldu. Bunlardan biri de Brüksel’de TÜSİAD AB Temsilciliği’nde düzenlenen yuvarlak masa toplantısı oldu. Bankanın raporunda verilere dayalı, somut bir analiz söz konusu: 
- Sonuç :  gümrük birliğinin bilançosu hem Türkiye, hem de AB için olumlu. Eksik alanlar var. Zamanla etkisini kaybeden konular var. 
- Çözüm :  gümrük birliğini yenilemek ve ilerlemek. 
Bu vesile ile AB Komiseri Füle’ye ve her vesilede AB liderleri ve Ankara’ya da söylediğimiz gibi, en etkili çözüm ise Türkiye’nin AB üyeliği yörüngesinde hızlanmasıdır. 
Geçen yıllarda kaçan tarihsel fırsatlara rağmen, Türk ekonomisi gümrük birliğinden genel olarak olumlu etkilendi: 
1.  Daha çok kalemde, daha çok ihracat: tekstil, otomotiv, elektronik, beyaz eşya, makina… 
2.  Daha çok yatırım: AB kökenli yatırımların payı dörtte üç. 
3.  Halka daha kaliteli ürün ve hizmet, tüketici hakları, gıda güvenliği, çevre standartları, sosyal koşullar, rekabet politikası… 
4.  Şirketler için ileri Avrupa koşullarında üretim, yönetim, denetim ve rekabet disiplini. 
5.  Irak’tan Çin’e diğer ülkelerin Türk ürünlerine artan itibarı, dünya ile artan ve çeşitlenen ticaret. 
6.  Uluslararası açılımları daha etkili, daha güvenilir bir ekonomi. 
Bazı hatalı analizlerde gündeme getirilen “ithalattan gümrük vergisi geliri kaybı” ise ancak ilk bir-iki yıl için yapılabilir. "Gümrük birliği olmasıydı" varsayımı yanıltıcı. Gümrük birliği ile standartları, uluslararası marka değeri ve dolayısı ile rekabet gücü artan Türk sanayisi uluslararası krizlerden az etkilendi. Gümrük birliği olmasıydı ithalat da buna göre bambaşka verilerle şekillenirdi. 
Daha ileri: Transatlantik hedef 
Gümrük birliği tam üyelik öncesi bir aşama olarak tasarlanmıştı. Fakat tam üyelik uzadıkça Türkiye’nin AB karar sistemi dışında olmasından kaynaklanan sorunlar belirginleşti. Diğer yandan, gümrük birliğini serbest ticaret anlaşmasına dönüştürmek de iyi olmaz. Türk ekonomisinin uluslararası açılımları ve marka değeri açısından olumsuz olur. Serbest ticaret anlaşmalarının serpildiği küresel ekonomide Türkiye’nin rakip ülkelere göre karşılaştırmalı ekonomik üstünlüğünü erir. Ayrıca, Dünya Bankası raporunun da işaret ettiği gibi, serbest ticaret anlaşması yerine gümrük birliği olması sayesinde yüzde yedi oranında ek ihracat artışı kazanılıyor. 
AB son yıllarda ticaret anlaşmalarını çoğaltıyor: G.Kore, Hindistan, Japonya, Güney Amerika, Güney Doğu Asya, Çin...  Dünya ve Türkiye ekonomisini etkileyecek esas etken ise ABD-AB arasında müzakere edilmekte olan Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı anlaşması (TTIP). Transatlantik anlaşmanın AB ile üyelik süreci veya ekonomik entegrasyon içindeki ülkelere de açık olması öngörülebilir. Norveç, İsviçre ve Balkanları da içerecek bu konum Türkiye’nin uluslararası ekonomik çekim gücü ve “softpower” konumunu çok olumlu etkiler. Başka bir yaklaşımla, 
AB-Türkiye gümrük birliği doğrudan Transatlantik ekonomik alana dahil edilebilir. 
İşleri toparlama vakti 

Gümrük birliği hizmetler, tarım, ulaştırma, vize ve kamu ihaleleri gibi alanlarda gelişebilir.  Bu yönde stratejik çerçeveyi iyi değerlendirmek gerekiyor: 
  Dünya ekonomisi çok eksenli bir yönde, enerji, siyaset, teknoloji ve ekoloji gibi alanların birbirinden ayrılmayacağı sürekli bir  “big bang” içinde gelişiyor. 
  Avrupa’da birlik süreci farklılaştırılmış entegrasyon” sistemine doğru evrim içinde:  geniş bir AB ekonomik ve siyasal çemberi, merkezinde çekirdek Euro alanı. Türkiye dosyası da bu çerçevede hızla ilerler, Türkiye geniş AB’ye üye olur. 
  Türkiye bu küresel ortamda, ancak demokrasi, hukuk devleti, özgürlükler ve insan sermayesi yüksek bir toplum olarak siyasal saygınlık ve ekonomik çekim gücü sahibi olabilir. 
Yıllar eskidi. 
Gümrük birliği de. 
AB-Türkiye ilişkileri de. 
Zaman yenilikçilik zamanı. 
Hep öyleydi. 
.  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .
Dr Bahadır Kaleağası & Radikal - 16.IV.2014
 
International Coordinator  -  TÜSİAD
Turkish Industry & Business Association
www.tusiad.org
President, Bosphorus Institute
www.institut-bosphore.org
BRUSSELS :
TUSIAD Representation to 
the EU and BUSINESSEUROPE
(The Confederation of European Business)
T: +32 2 7364047      twitter.com/kaleagasi
kaleagasi@tusiad.org   www.kaleagasi.net
ISTANBUL :   tusiad@tusiad.org 
BEIJING    :   tusiad.china@euccc.com.cn
BERLIN     :   berlinoffice@tusiad.org
PARIS       :   parisoffice@tusiad.org
WASHINGTON DC  :   usoffice@tusiad.us     
.  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  .  

14 Nisan 2014 Pazartesi

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından 137 Grup Tasfiyelik Satışı, 14 Nisan 2014

Gümrük ve Ticaret Bakanlığından 137 Grup Tasfiyelik Satışı
Gümrük ve Ticaret Bakanlığına bağlı tasfiye işletme müdürlükleri, 137 grup tasfiyelik araç ve eşya satışı yapacak.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'na bağlı tasfiye işletme müdürlükleri 137 grup tasfiyelik araç ve eşya satışı yapacak.
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın tasfiyelik hale gelen araç ve eşya satışıyla ilgili ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre, Doğu Akdeniz Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Cilvegözü Tasfiye İşletme Müdürlüğü'nce satışa esas bedeli 3 TL ile 32 bin 152 TL arasında değişen; muhtelif cep telefonu, lap top (Dizüstü Bilgisayar), muhtelif eşya, plastik depo, fermuar, akvaryum malzemesi, araç aksamı, televizyon kumandası, muhtelif giysi, kömür tozu, çakmak, LCD TV altlığı, tömbeki folyosu, takım çantası, ham zeytinyağı, toz şeker, cep telefonu bataryası, bakır tel, dürbün, plastik damla sulama borusu, muhtelif ev eşyası, muhtelif mutfak malzemesi, televizyon uydu aksamı, oyun kolu, hoparlör, anfi, muhtelif oda aksamı, muhtelif hırdavat malzemeleri, muhtelif telefon aksesuarı., teyp, basınç sayar, kol saati, projektör, haberleşme cihazı, at arabası, çapa makinası, muhtelif balıkçı malzemesi, zikirmatik cinsi 69 grup eşya; açık artırma suretiyle Gündüz Caddesi Antakya/Hatay adresindeki Antakya Belediye Parkı içinde bulunan Nikah ve Oda Tiyatrosu Salonunda 25 Nisan 2014 tarihinde saat 09.30'da satışa sunulacak. Açık Artırma Yöntemiyle Eşya Satış Şartnamesi ve ekleri 10 TL bedel karşılığı Cilvegözü İşletme Müdürlüğü ile Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüklerinden alınabilecek.
Trakya Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Edirne Tasfiye İşletme Müdürlüğü'nce satışa esas bedeli 13,76 TL ile 207 bin 533 TL arasında değişen; binek otomobil, tekne römorku, tekne, kamyonet, kamyon, motosiklet, atv ve minibüs gibi 38 adet araç; açık artırma suretiyle, Halk Eğitim Merkezi Şehit Ressam Hasan Rıza Salonu Saracı Paşa Mah. Kargı Baba Tekke Sokak Edirne adresindeki ihale salonunda 24 Nisan 2014 tarihinde saat 10.00'da satışa sunulacak.
İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğü Erenköy İşletme Müdürlüğü'nce satışa esas bedeli bin 210 TL ile 154 bin 580 TL arasında değişen; suni deri, iplik, polyester kumaş, kumaş, tekstil aksesuarı, bayan iç çamaşırı, plastik süs, pompa aksamı, elektronik kart, cep telefon kılıfı, reklam malzemesi, dolap menteşe ve aksamları, led driver, metal makine aksamı, not defteri, tükenmez kalem, elektriki aksam ve parçalar, giyim eşyası, tv modülü, çerçeve, bujiteri, yarı iletkeb malzeme (diyot), rulman, mıknatıs, conta, anakart, devre, recevier anakartı, cep telefonu, çakmak, sütyen, cep telefonu anakartı, huni hortum, sayaçlı akaryakıt pompası, el işlemeli giyisi, harici siren, siren kartı, keypet, detector, kol saati, lazer, flash bellek, ekran koruyucu, cep telefonu kapağı, cep tel. araç tutucusu, tablet bilgisayar, ayakkabı, su pompası, mutfak eşyası, IPAD, puro kesme makinesi, şarj aleti, aydınlatma cihazı gibi 30 grup eşya açık artırma suretiyle Ataşehir İstanbul adresindeki ihale salonunda 22 Nisan 2014 tarihinde saat 09.30'da satışa sunulacak. Açık artırma yöntemiyle eşya satış şartnamesi ve ekleri KDV dahil 10 TL bedel karşılığı Erenköy İşletme Müdürlüğü ile Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünden alınabilecek.
(Haber Yayın Tarihi: 14.04.2014 09:52 // Ankara Haber Ajansı)

KKTC-TC Gümrük Birliği Antlaşması (1) Prof. Dr. ATA ATUN

KKTC-TC Gümrük Birliği Antlaşması (1)
Prof. Dr. Ata Atun
ABD'nin başını çektiği NAFTA (North America Free Trade Area) yani Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Anlaşması Kanada, ABD ve Meksika arasında 12 Ağustos 1992 tarihinde Washington'da imzalanmıştı.
Bazı tarım ürünlerinin belirli bir müddet koruma kapsamında kalmasını içeren NAFTA, üye ülkeler arasındaki ticarete uygulanan gümrük vergilerini süreç içinde sıfırlamıştı.
NAFTA'nın asıl amacı Meksika ile ABD ve Kanada arasındaki ekonomik uçurumu ortadan kaldırmak idi. Zaman içinde Kuzey Amerika kıtasında ekonomik ve toplumsal istikrar sağlanmış ve Meksika'dan ABD' ile Kanada'ya akan göçler de kısmen durdurulmuştu.
Bu antlaşma ile ABD ve Kanada Meksika'daki yatırımlarını arttırarak ucuz işgücünden yararlanırken, Meksika'da yaşanan işsizlik de aşağıya çekildi.
Aynı şekilde Avrupa Birliğinin de kendi EFTA'sı (European Free Trade Area) yani Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi bulunmaktadır.
Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) 3 Mayıs 1960'da Avrupa Topluluğu'na (şu anki Avrupa Birliği) katılmak istemeyen veya katılmasına müsaade edilmeyen Avrupa devletleri için alternatif olarak kurulmuş olup, 4 Ocak 1960'da Stockholm'da 7 ülke (İngiltere, Danimarka, Norveç, İsveç, Avusturya, İsviçre ve Portekiz) tarafından imzalanmıştır. Bu ülkeler süreç içinde AB üyesi olduklarından günümüzde sadece İzlanda, Norveç, İsviçre ve Lihtenştayn EFTA'yı oluşturmaktadır.
EFTA'nın amacı, gıda maddeleri dışındaki maddeler için aralarındaki gümrük duvarlarını kaldırarak sanayi malları alanında serbest bir ticaret bölgesi oluşturmak olup üyelerin üçüncü ülkeler ile yaptıktan sınaî ürün ticaretinde, ortak gümrük tarifesi uygulamamasıdır.  EFTA aynı zamanda, üye devletlere ticaret liberalizasyonu sağlamasına ilaveten, Birliği'nin İç Pazarı'nın bir parçası olmalarını da olanak vermektedir.
Rum tarafındaki çözüm yönündeki isteksizlik ve müzakere sürecini olabildiğince uzatmak niyeti nedeni ile Rum lider Anastasiadis ile KKTC Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu arasında ABD'nin baskısı ile başlayan müzakerelerin kısa zamanda bir sonuç vermeyeceği açık ve net olarak ortaya çıkmaya başladı. Rumların niyeti 4 Mart 1964 tarihinde aldatmaca ile elde ettikleri hükümet olmak olanağını Kıbrıslı Türklerle paylaşmamak ve 18 Kasım 1983 tarihinde BM Güvenlik Konseyi'nin aldığı insanlığın yüz karası olan karar ile de ambargolar altına sokmayı başardıkları Kıbrıslı Türklerin pes edene kadar izolasyonlar ve ambargolar altında sürünmelerini sağlamak.
Kıbrıslı Türkler de anavatan Türkiye'nin sağladığı olanak ve her alandaki yardımlarla pes etmeyince ve de tam aksine süreç içinde güçlendikçe de "Türkler uzlaşmaz, müzakerelerin gidişatını sabote ediyorlar" diye de, "yavuz hırsız ev sahibini bastırır" misali yaygarayı basıyorlar.
Türkiye'den adamıza su getirilmesinin gerçekleştirilmesi, bölgesel enterkonnekte sisteme bağlanmak ve ucuz elektrik kullanımı amacı ile elektrik kablosu çekilmesi projesi ile birlikte, Türkiye ile KKTC arasında "Serbest Bölge Ticaret Antlaşması" yapılmasının  veya "KKTC-TC Gümrük Birliği Antlaşması"nın hayata geçirilmesinin zamanı gelmiştir... (Devam edecek)
ata@kk.tc

11 Nisan 2014 Cuma

Dr. BİLTEKİN ÖZDEMİR; "TÜRKİYE’DE EKONOMİK BÜYÜME, MİLLİ GELİRİN OLUŞUMU VE BÖLÜŞÜMÜ"

TÜRKİYEDE EKONOMİK BÜYÜME,
MİLLİ GELİRİN OLUŞUMU VE BÖLÜŞÜMÜ ([1])

         1. Büyüme ve Gayrısafi Yurtiçi Hasıla (GSYH)

         Bir ülkede milli gelirin dağılımını belirleyen önemli faktörlerden birisi ve belki de en önemlisi o ülkenin toplam Gayrısafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) büyüklüğüdür. Çünkü, toplumun bölüşeceği toplam ülke içi hasıla ne kadar büyük olursa, onun bireyler arasında bölüşümü kolaylaşır ve diğer koşulların da sağlanması ile gelir dağılımında adalet ve eşitlik daha büyük oranda gerçekleştirilebilir. O bakımdan, bir ülkede bütün iyi niyetli çabalara rağmen gelir dağılımında ve özellikle açlık ve yoksulluk sınırlarının aşılmasında karşılaşılan güçlüklerin temelinde öncelikle o ülkenin gelişmişlik ve refah düzeyi gelir.

         Türkiye’de 1923-2013 yıllarını kapsayan 90 yıllık Cumhuriyet ekonomisinde gerçekleşen GSYH, Ekonomik Büyüme, Nüfus, Fert Başına Gelir, Enflasyon ve Döviz Kurları gibi ekonomik göstergelerin izlediği seyir yıllar veya dönemler itibariyle aşağıdaki Tablolar’da gösterilmektedir (Tablo: 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7).

          Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar geçirilen siyasal dönemlere, bu dönemlerde sorumluluk alan hükümetlere ve dönemsel büyüme oranlarına da Tablo 8 ve Tablo 9’da yer verilmiştir.

         Tablo 8’de Cumhuriyet dönemine kısaca ve topluca baktığımızda, en yüksek dönemsel büyümenin aritmetik olarak % 7,9 oranı ile (bileşik ya da birikimli olarak ise % 12,6 oranı ile) 1923-1938 yıllarını kapsayan Atatürk döneminde sağlandığını görüyoruz.
          Bu yılların aynı zamanda 1929 Dünya Büyük Krizinin yaşandığı, Osmanlı Devletinden gelen borçların ödenmeye devam edildiği, Tekalifi Milliye borçlarının da ödendiği, yabancı şirketlerin millileştirildiği, üretken nüfusun önemli bir bölümünün cephelerde yitirildiği, bütün bu olumsuzluklara karşın demiryolu politikasının başarı ile uygulandığı, 1933’de Sümerbank’ın, 1935’de Etibank’ın, 1925-1935 aralığında Uşak, Alpullu, Eskişehir ve Turhal şeker fabrikaları ile başlatılan şeker ve mensucat  sanayilerinin kurulduğu ve tüm bunların dışarıya borçlanmadan ulusal kaynaklara dayanılarak gerçekleştirildiği dikkate alınırsa, Atatürk ve arkadaşlarının ekonominin yönetiminde de ne ölçüde üstün başarı gösterdikleri daha iyi anlaşılacaktır ([2]).




([1]) Dr. Biltekin Özdemir ;
Dr. Biltekin Özdemir 
20 .Dönem Samsun Milletvekili ve Plan-Bütçe Komisyonu E. Başkanı, Maliye ve Gümrük Bakanlığı E. Müsteşarı
([2]) Tekâlif-i Milliye Emirleri, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktalarından olan Sakarya Meydan Muharebesi öncesi ordunun ihtiyacını karşılamak ve Sakarya Savaşı'na hazırlanmak için Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın kanunla kendisine verilen yasama yetkisini kullanarak yayınladığı "Ulusal Yükümlülük Emirleridir". 7 Ağustos 1921'de yayınlanmış olup toplamı on maddedir.
Muharebesi öncesi ordunun ihtiyacını karşılamak ve Sakarya Savaşı'na hazırlanmak için Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın kanunla kendisine verilen yasama yetkisini kullanarak 7 Ağustos 1921'de yayınladığı "Ulusal Yükümlülük Emirleri" olup, şu on maddeden oluşmaktadır.
1. Her kazada bir Tekâlif-i Milliye Komisyonu kurulacak.
2. Tüccar ve ahali elindeki çamaşırlık bez, erkek elbisesi yapmaya elverişli her çeşit kumaş ile kösele, astar, meşin, sahtiyan, çarıklık deri, mıh ve hayvan malzemesinin % 40’ına, bedeli sonradan ödenmek üzere el konacak.
3. Her ev bir kat çamaşır, bir çift çorap ve çarık hazırlayarak askerlerin kullanması için Tekâlif-i Milliye Komisyonlarına teslim edecek.
4. İnsan ve hayvan yiyeceklerinin % 40'ına bedeli sonradan ödenmek üzere el konacak.
5. Her türlü nakil vasıtaları, ayda bir kez 100 kilometre olarak orduya taşıma hizmeti verecek.
6. Ordunun yiyeceğine ve giyeceğine yarayan bütün terk edilmiş mal ve malzemelere el konacak.
7. Muharebeye ilişkin her türlü silah ve mühimmat, üç gün içinde Tekâlif-i Milliye Komisyonlarına teslim edilecek.
8. Akaryakıt, kamyon lastiği ve haberleşme malzemesinin % 40'ına bedeli sonradan ödenmek üzere el konacak.
9. Silah ve malzeme yapan zanaatkârlar tespit edilerek ordu hizmetine alınacak.
10.Her türlü araba ve hayvanın % 20'sine bedeli sonradan ödenmek üzere el konacak.
        Tekalif-i Milliye Komisyonları, savaş ekonomisine giren ve Tekalif-i Milliye Emirlerinde belirtilen malları toplayarak kendisine bildirilen cepheye gönderecek, ayrıca bu emirlerin hizmet yükümlülüğüne ilişkin hükümlerini uygulayacaktır. Komisyon üyelerinden görevinde ihmal gösterenler, vatana ihanet suçu işlemiş sayılacak ve ona göre cezalandırılacaktır.
        www.tarihgazetesi.net
        TÜRKİYEDE EKONOMİK BÜYÜME,
MİLLİ GELİRİN OLUŞUMU VE BÖLÜŞÜMÜ
BÜTÜN KİTAPÇILARDA